
Ortaokulda kolkola girip fısır fısır okulun bahçesinde turladığımız… Çenemize dayanamayan öğretmenin sınıfın iki ucuna oturttuğu ama küçücük kağıtlar ile mesajlaşmamıza asla engel olamadığı… akşamları telefonu annelerimizin “siz bütün gün okulda birlikte değil miydiniz?” isyanından önce kapatamadığımız… Büyüme sürecimizde zaman zaman yollarımızın ayrıldığı ama ne zaman kesişse hep kaldığımız yerden aynen devam ettiğimiz. Ve duruldukça bağlarımızın kuvvetlendiği… Yasemin‘im bu sabah ikinci defa anne oldu.

Read more…
Yılmaz Özdil bugün öyle bir yazı yazmış ki sarılıp öpesim geldi… Günün birinde bağlantıları değişirse hala ulaşıp okuyabilmek adına buradan da paylaşmak istedim.
Yakınımdaki örnekler ile kendi çocukluğumu kıyasladıkça endişelerim artıyor. Geçen aylarda bir kuzenimizin 5 yaşındaki kızına erken ergenlik tanısı koymuşlar. Sebepler arasında plastikler, kozmetikler, katkı maddeleri ve hormonlu GDO’lu gıdalar olduğu söyleniyor. Göğüslerindeki sertleşme nedeni ile gitmişlerdi, büyük ihtimal ile hormon tedavisine başlayacaklar. Çivi çiviyi söker hesabı… İşin acı yanı çok dikkatli, özenli, farkındalığı yüksek ailedir ama tek başına farkında olmak korumak için yetmiyor işte…
Tarım ülkesi olduğu söylenen ülkemde, gerçek gıda bulabilmek için kırk takla atmak ağırıma gidiyor ama en basidinden şu yandaki şebek surat için eli kolu bağlı ve karamsar kalamıyorum.
Read more…