Bu yazın ikinci Alaçatı çıkartmasını yaptık ve döndük. Alaçatı aynı güzellikteydi ama haftasonu kalabalıklığı için aynı şeyi söyleyemeyeceğim Bu sefer ki tatil kadromuz ise tam tekmildi… Annesi, babasının yanı sıra, anneannesi, dayısı Baha, eşi Özge, bebek Bora, diğer dayısı Suha ve kız arkadaşı, halaları Canan ile Ceren de olunca Mira için çok şenlikliydi Üstüne haftasonu Serap’la Tayfun, Maya ve Kaya’sı ile bize katıldı. Çete tamamlandı. Read more…
Tatil öncesi, özellikle kongredeyken Mira’nın beni gördüğü anda ne dediği anlaşılmayan mızırdak bir hale dönüşmesi, üstüme ahtapot misali yapışması, olup olmadık heryerde - birazcık memememememememememe - tonunda bozuk plak gibi takılması sonucu dellenmiştim. Kararlıydım, bu emzirme işini bırakacaktım, tatil iyi bir fırsat olacaktı falan derken… Tatil başka şeylere fırsat yarattı…
Tatilde Çeşme yarımadasını mesken edindik. İlk planımız 4 gün burada kalıp, yollara düşmekti ama düşmedik. Alaçatı’da takıldık, kaldık… Burası gün geçtikçe popülerleşse de kimliğini kaybetmeyecek. Bir turizmci olarak böyle düşlüyorum. Örnek olsun diye… Nedim Attila güzelce özetlemiş… Aynen alıntılıyorum.Read more…
Haziran ayı boyunca çok çalışmak zorundaydım… Burnumun ucunu görecek halim kalmadı. Mira’cım kapanın elinde kaldı. Bunun için vicdan azabı çekemeyecek kadar da yorgundum.
Bora’mız neredeyse 10 günlük bir rötarla, annesini Amerika’da, bizi de burada dokuz doğurttuktan sonra 19 Mayıs 2010′da saat 9:48′de aramıza katıldı. İlk defa Özge anne, Baha baba, annem babaanne, Suha amca, Mira kuzen, ben hala oldum. Cenk ise daha bir enişte (!) oldu. Ailemiz daha da büyüdü, daha da bir şenlendi. Bora aramıza çok hoş geldi Read more…
Baharın etkisi: aklımda kırk tane tilki ve müthiş bir enerji… Hepsi için zamanım yok. Biraz daha yetebilmeyi - hele biraz daha yazabilmeyi - isterdim ama yetemediğime de hiç üzmüyorum kendimi… işte bu ilginç… şimdiye kadar her şey eksik gedik kalıyor diye kendi kendimi yemeye başlamış olmam gerekirdi ama yemiyorum işte Zaman yaratmak için önce kendime zaman vermem lazım, hissediyorum ve büyüyorum. İşte işler yoğunlaşırken, evde işler yavaş yavaş yoluna girmeye başladı. Bu günlerde kendimize has bir düzen oturttuk ki bu çok hoşuma gidiyor. Bahar bitiyor, yaz gelmeden önce not düşülmeli bu günler… Read more…
Çok da uzakda sayılmaz hatta bizim eve sadece 1 saat ötede… Kayınpederimin doğduğu dolayısıyla bizim nüfusun kayıtlı olduğu köy burası… İşin gerçeği pek gidip gelinmediği için, benim bizim köy demeye dilim varmıyor. Gidilmeden kalınmadan bizim kalan o köyler sadece şarkıda oluyor… Ankara’ya yakın olunca bu köyün ahalisi de büyük şehirin aşkına düşmüş, köyde pek kimsecik kalmamış. - kalanların da kendine hayrı tartışılır - Bir yandan da kimse köydeki evini yıkmayı, kapatmayı kendine yedirememiş ama öylesine kaderine bırakıvermiş. Gözden ırak kalan gönülden de ırak kalmış. Gel zaman, git zaman, bağlar bakılmadığından dağ olmuş. Read more…
Son Yorumlar...