Archive
Ayrı ilk gecemiz
Mira’cım doğduğundan bu yana ilk defa benden ayrı bir gece geçiriyor… Pek sistematik olduğumuz ilk 7 aydan bu yana, ilk defa - üç beş sinema kaçamağını istisna tutuyorum - emmeden uyuyacak ve aynı yatakta yatmadan tam bir gece geçirecek. Ben Antalya’dayım. O babası ile Ankara’da. Bursa’dan ayağımızın tozu ile bir de buralara sürüklemek istemedim onları… en mantıklısı buydu, duygusalaşmaya da hiç niyetim yoktu… Ama bu dilli düdük en son telefonda “annnemm uykum var ama sen geri gel işten artık…” deyince içim buruldu. Burnumun ucu sızladı… şimdi hemen uyumalıyım ki… çabuk sabah olsun… hatta hemen tekrar akşam olsun… ben kızım ile koyun koyuna uyuyabileyim.
Yol boyu kısa notlar…
Şu an Bursa yolcusuyuz. Benim işim yüzünden yola çıkmamız bu saati buldu. Annem şöför mahalinde, Cenk muavin, Mira tosurduyor, ben arka koltuğa ofis kurdum. Çalışıyor - hatta iş arası kaytarıyorum bile
Master yüzücülerin yarışlarına gidiyoruz. Asker kardeşim Suha, Deniz Kuvvetleri adına yarışacak. Ben bu aralar sığ sularda boğulduğumdan yine bir sağlık raporu alıp lisansı çıkartamadım. Hoş bu ara bana ne raporu verilebileceğini hayal gücünüze bırakabilirim. İçime biraz oturdu, yine pisinlere inemedim, tribünlerde takılacağım. Ama Itır Totisi, 2008 bebelerinin anneleri kategorisinde beni de temsil edecektir
Hazır sessiz bir kaç dakika bulmuşken, üzerinden daha fazla zaman geçmeden, sessiz kaldığım zamanların önemli havadislerini not alayım istedim. Umur‘cum hep söylüyordu bu 2 yaş bir dönüm noktası diye… öylesine haklıymış ki neye uğradığımızı şaşırmış durumdayız. Mira pek sessizdir - dilli değil, pilli düdük bu - bana çekmemiş 3 yaşında konuşacak galiba falan derken… çenesi bir açıldı pir açıldı. Şu iki haftada yaşadığımız dil gelişimi şaka gibi… kim? neden? nasıl? niçin? kimin? niye? nerede? nereden? neyin? kızım bu kadar soruyu içinde biriktirmiş bunca zaman… soruyor da soruyor… bir de duygu sömürüleri ile beni maymuna çeviriyor ya… Neyse bu konuya dalarsam hiç çıkamam. Asıl diyeceğime geleyim… geçen hafta sonu ilk defa Mira’nın saçlarını kestirdik
Osman kesti. Benim saçımı da ilk Osman’nın babası Yusuf kesmiş. 15 yaşımda kına yakarak başladığım kırmızı saç sevdamdan 31 yaş yaşımda boyayı bırakarak vazgeçtiğimden bu yana - üstüne saçımı kestirmeyi de hepten boşlayınca - kendisi ile pek görüşemiyorduk. Gitmeden bir hesap yaptım 3 sene olmuş - öyle ki kendisi ne hamileliğimi gördü… ne de Mira’yı ! Anneannem ve annemden haberimi almasa, o gün Mira’yı karşısında görünce kesin kendisine şaka yaptığımı düşünürdü ya… neyse Mira’ya örnek olmak adına ben saçlarımın ucundan aldırdım. Tutamadım kendimi; makasının ayarını kaçırma, yılların acısını çıkartma diye dır dır bile yaptım. Ama Mira’cım öylesine profesyoneldi ki… Osman’nın tüm talimatlarını benden güzel yerine getirdi. sonuçta da pek beğendi kendini
bu beğenmenin sonu benim gibi 14-15 yaşında saçını boyamaya giderse diye endişeleniyorum ya… neyse ki çok var o günlere…
Mira’cım bugün 2 yaşında oldu
Yine de bir yanım sanki daha dün doğurmuş, yatmış, kalkmış, karşısında kocaman bir çocuk bulmuş gibi şaşkın… Diğer yanım ise büyümesinin her anını içine çekmiş… gururlu… hatta hala gıdısında ilk günkü gibi cennet kokusunu duyuyor ya pek bir mutlu… huzurlu…
İyi doğdu, iyi ki beni annesi seçti… iyi ki bizi biz yaptı. Sağlıkla, huzurla nice 2lere…
Jessica’nın aşkına…
Binbir Çiçek‘te bugün;
Mira’cım “ben işe gidiyorum” dediğimde, “anne üüüü kal… kal” diye isyan bayrağını kaldırdı.
Hilal Hanım ona “Anne işe gitsin. Sen Jessica’ya havuç vermek ister misin? diye sorunca…
“isteeerem… tamam… sen git” dedi !
Jessica’nın aşkına büzük dudaklar ile çıkış vizesini aldık ! Read more…
“Yuva”landık da durulduk!
Aslında bir süredir üzerinde kafa yorduğumuz sonunda da kafayı bozup bir kenara koyduğumuz bir mevzuydu yuva meselesi… Evde kurduğumuz düzenimiz bize göre gayet güzel işliyor derken… Mira’nın Hatice Abla’sının hamile olduğunu öğrenmemiz ile düzenimizi yeniden şekillendirilmek üzere düşünmeye başlamıştık…
bÜYÜK kÜÇÜK
Bizim dut yemiş bülbül yavrumuz gün geçtikçe daha yüksek sesle şakımaya başladı. Daha önce hafızaya aldığı bir çok sözcük, doğru yer ve zamanda tıkır mıkır dökülüyor ve bizi dumur ediyor. Kendi kendine geyik espiriler yapıp, bunlara çok gülüyor ve güldürüyor.
Geçtiğimiz haftadan benim kayıt altına almam gereken 3 küçük hikaye var…
Mira-loglar
Mira ile bebekken karşılıklı çok mırıldanıyorduk ama aklı çalışmaya başladıkça sessizleşti. Aydaşlarının etraftaki sesleri taklit etmeye çalıştığı dönemlerde bizim ki guru misali köşeden izledi. Biz konuşmaya teşvik etmek için sürekli konuşuyorduk ama o parmağı ile göstermeyi geçtim, gidip kendi işini halletmeye çalışmayı tercih ediyordu. Hatta Selin gibi kelimelerin ötesinde cümleleri tekrarlayan bir arkadaşının yanına gelince, iyice sesi kesiliyor, resmen mal mal bakıyordu. Annemin “kızım sen dilli bebektin, bu ise pilli bebek” diye bir yorumu vardı ki bizimkinin durumumuzu güzelce özetliyordu. 18 ay itibarı ile bu durum birden değişti. Artık kelimeleri var ama ötesinde artık kendine öz bir anlatım dili oluştu. Bir de hazır cevap, herşeye bir lafı var yani… E.T. gibi konuşuyor. Yavaş yavaş kapıyor, küçük uzaylım benim…


























Son Yorumlar...