Archive

Archive for the ‘takıldıklarım’ Category

Fil Hortumu Şeklinde Bir Pipet

Mart 25th, 2010 banu 3 comments


Erişkin bir fil günde 225 litre yani 900 bardak su içiyormuş :) Fil gibi susayanlar için tasarlanmış bu pipetlere de şuradan ulaşılabiliyor. Çocukların bayılacağına eminim.

Çocuğunuz ile birlikte büyüyen kıyafetler

Mart 20th, 2010 banu 2 comments

Mira büyürken eskiyen - hatta üzerinde paralanan - kıyafetleri, ayakkabıları kaldırırken içim mutlulukla doluyor… Sadece kızımın büyüdüğü hissettiğim için değil, giysilerdeki dolu dolu yaşanmışlıklar gözümün önünden geçtiği için de seviniyorum. Büyüme hızı ile giysilerin yıpranma hızındaki optimum dengeyi yakalayabilmek için badilerin altını çıtçıtlı parçalar ile uzatma, büyük tshirtleri taytla tunik olarak giydirmeye başlama, küçülen elbiseleri tshirt olarak değerlendirme gibi amatör yöntemlerim var… Durum böyleyken Barcelona’dan Alicia’nın 6 aydan 3 yaşa kadar giyilebilen tasarımlarını görünce çarpıldım tabi ki…

Bu tasarımlarda giysilerin bedenleri akıllı kesim ve fermuarlar sayesinde değiştirilebiliyor. Alicia, Bastida Solutions isimli firması ile tasarımlarını üretmeye de başlamış.  Şimdilik 5 ayrı renkde ceket ve 2 ayrı renkde pantolonu var. Yakında kızlar için elbiseleri de bekliyorum… Pantalon 26, Ceket 45 avro ve henüz yaygın bir satışı yok. Almak isterseniz info@bastidasolutions.com adresinden Alicia’ya bir mail atmanızı öneririm. Read more…

Masterlar yarışlarından sıcağı sıcağına…

Mart 1st, 2010 banu 3 comments

Az da olsa iş için nokta atışı geliş gidişler yapıyordum Bursa’ya, ama nokta atışı olunca hiç kafamı kaldırıp bakmamışım anlaşılan… Bu Bursa Master yarışları aldı beni çocukluğuma götürdü. En son 1993 olmalı bizim Bursa Kapalı Havuza gelişimiz. O zamandan bu yana Bursa’da ne çoook şey değişmiş. Değişmeyen tek şey de Kapalı Yüzme Havuzu olmuş sanırım. Zaman donmuş kalmış orada ! Tadilat gördüğü söyleniyor. Eskisehir ve Ankara’daki aynı model havuzların durumu daha da içler acısıymış. Bana duşlar, tuvaletler, kapanamayan - kapansada açılmayan - aliminyum kapılar, ellerine verilen kronometre ile hassas ölçümler yapmak zorunda kalan hakemler… hepsi aynı… geldi. Sadece o zamanlar biraz daha büyük gelirdi tribünler… - meğer ben çok küçükmüşüm. - Sonuçta aynı kaldığı için sevindiğim tek şey büyümüş popolar ve genişlemiş bellere rağmen değişmeyen yüzler oldu….

Read more…

“eğer gerçek süt içmiyorsanız, gerçek yoğurt yemiyorsanız, gerçek ekmek yemiyorsanız, gerçek et değilse yediğiniz… siz de gerçek bir insan değilsiniz ! ve gerçek olmayan bir şekilde öleceksiniz”

Ocak 31st, 2010 banu 6 comments

O gün” yapılan tüm konuşmaların videolarını Vimeo‘dan izleyebilirsiniz.

Yeni kuşak biberon dizaynları

Ocak 14th, 2010 banu 9 comments

Mira’cım çoğunlukla bana yapışık dolaştığından çok az biberon kullandı. Zaten bir süre sonra da biberon almayı tamamen red etti. Ancak; ikinci çocuğumuzda, arada bir ben içeride ayaklarımı uzatıp otururken… - daha cümlemi bitirmeden rüyadan uyanıyorum ya… - ben Mira’yı uykuya hazırlarken… babasının yeni bebeğimizi doyurmasına imkan tanımak daha mantıklı olacaktır. Hem özellikle Karim Rashid tasarımı biberonlar da pek şıkmış. Yakışır… Read more…

Diş Macunu Kapakları

Aralık 29th, 2009 banu 2 comments

Baş dönmesi, bulantı, kabızlık, nezle gibi pek sevimsiz durumlardan ilham alan Black Lab Products‘ın bu diş macunu kapakları çocuklardan önce beni eğlendirdi.

Read more…

Yaratıcılığa ve harekete davet eden oyuncaklar

Kasım 10th, 2009 banu 8 comments

Çocukken kardeşlerim ve benim en sevdiğimiz oyuncaklar Lego’lardı… Tabi böyle olmasında, o dönem yurtdışında çalışan dayımın, üçümüzün birden gönlünü almak üzere, getirdiği Lego setlerinin büyük katkısı var. Hele aralarında bir mekanik hareketli set vardı ki, babamdan bize pek sıra gelmemişti :) Son zamanlarda gördüğüm iki oyuncak, MOOV ve kiditec bana mekanik legoları ve o günleri hatırlatıyor. Bu oyuncaklar ile çocuklar lego misali parçaları bir araya getiriyor, çeşitli araçlar tasarlıyor, dahası bunlara binebiliyor, ev içinde veya dışında kullanabiliyor.

Read more…

Ya kafayı değiştirip, özümüze döneceğiz… Ya da ne verirlerse onu yiyeceğiz

Kasım 6th, 2009 banu 11 comments

Yılmaz Özdil bugün öyle bir yazı yazmış ki sarılıp öpesim geldi… Günün birinde bağlantıları değişirse hala ulaşıp okuyabilmek adına buradan da paylaşmak istedim.

Yakınımdaki örnekler ile kendi çocukluğumu kıyasladıkça endişelerim artıyor. Geçen aylarda bir kuzenimizin 5 yaşındaki kızına erken ergenlik tanısı koymuşlar. Sebepler arasında plastikler, kozmetikler, katkı maddeleri ve hormonlu GDO’lu gıdalar olduğu söyleniyor. Göğüslerindeki sertleşme nedeni ile gitmişlerdi, büyük ihtimal ile hormon tedavisine başlayacaklar. Çivi çiviyi söker hesabı… İşin acı yanı çok dikkatli, özenli, farkındalığı yüksek ailedir ama tek başına farkında olmak korumak için yetmiyor işte…

Read more…