
Bu yazın ikinci Alaçatı çıkartmasını yaptık ve döndük. Alaçatı aynı güzellikteydi ama haftasonu kalabalıklığı için aynı şeyi söyleyemeyeceğim
Bu sefer ki tatil kadromuz ise tam tekmildi… Annesi, babasının yanı sıra, anneannesi, dayısı Baha, eşi Özge, bebek Bora, diğer dayısı Suha ve kız arkadaşı, halaları Canan ile Ceren de olunca Mira için çok şenlikliydi
Üstüne haftasonu Serap’la Tayfun, Maya ve Kaya’sı ile bize katıldı. Çete tamamlandı. Read more…
Başlamadıkça sonunu getiremeyeceğim…
Tatil öncesi, özellikle kongredeyken Mira’nın beni gördüğü anda ne dediği anlaşılmayan mızırdak bir hale dönüşmesi, üstüme ahtapot misali yapışması, olup olmadık heryerde - birazcık memememememememememe - tonunda bozuk plak gibi takılması sonucu dellenmiştim. Kararlıydım, bu emzirme işini bırakacaktım, tatil iyi bir fırsat olacaktı falan derken… Tatil başka şeylere fırsat yarattı…
Read more…

Canberra Avustralya’nın başkenti ! Başkent olmasına 1908 yılında karar verilmiş ve Chicago’lu 2 mimar tarafından 1913 yılında tasarlanmış. Bana Atatürk döneminde başkent olmak üzere tasarlanan Ankara’mızı anımsattı; farkı ise onların plana halen sadık olması… Read more…

İçimde ukde kaldı. Fotoğrafsız olmaz diye diye bir türlü yazamadım… Singapur fotoğraflarını kolayca ayıkladım diye gaz almışken “annemin benim niye hiç resmim yok” dediği kadar vahim bir durum ile karşı karşıya kaldım :) Ama sonunda Suha’nın kendisini National Geographic fotoğrafçısı sanarak çektiği 1500 kadar çita, kanguru, devekuşu, koala, papağan vs. vs. resmi arasından kendi resimlerimizi çıkartmayı becerdim. Yeni yıla 2009′a dair güzel anıları taşıyacağım demiştim ya… Şöyle bir geri döneyim. 21 - 28 Eylül 2009′da dünyanın tam öteki tarafında Avustralya’daydık diye başlayayım…
Read more…

Önceki hafta St.Christoph’taydık. Geçen sene de aynı toplantıya katılmıştık. O zaman yeni yeni ayaklanmaya başlayan Mira ile bir kayak merkezinde ne yapılabilir ki diye pek endişeli yola çıkmıştım. Ama toplantı Ski Austria Academy diye profesyonel bir kayak eğitim merkezinde olunca disiplinle düzenlenmiş saatler Mira’nın doğal rutinine pek iyi uymuştu. Sabah 7 - 8 arası kahvaltı, 9 - 12 arası kayak dersleri, 12 - 13 arası öğle yemeği, 14 - 18 arası toplantılar, 18:30 - 20 arası da akşam yemeği… Ben toplantıdayken, Mira’nın sorumluluğunu üstlenen Cenk’e daha fazla kazık atmamak için sabah ücretsiz sunulan kayak derslerini ona bırakmıştım. Böylece Mira sabahları anası ile kudurarak, öğleden sonraları da babası gözetiminde uyuyup, oynayarak harika vakit geçirmişti(k). Aşağıdaki videodaki gibi tatlı anılar ile çıktık yola… Ancak gördük ki sahne aynıydı ama geçen seneki bizi mutlu etmek için deliren bebek rolünü artık bizi hiçbir şekilde iplemeyen bir cadıya devretmişti. Read more…
Efendim biz 18 - 20 Eylül’de Singapur’daydık… Üzerinden yıl geçmeden bu yazıyı yazmaya başladığım için mutluyum gururluyum…

Avustralya’ya gidiş yolu gözümde büyürken 2 gece Singapur’da kalalım, hem yolu bölelim, hem de gezelim görelim demiştim. Ama 1 ay önce yaptığımız Avustralya vize başvuruları bir türlü sonuçlanmayınca, Singapur ile ilgili hiçbir rezervasyon ve plan yapmadan durdum. Garip bir şekilde bizimle aynı anda başvurularını götürdüğüm annem ve kardeşimin vizeleri hemen çıkmıştı ama bizimkilerden tık yoktu - üstelik onlar ziyaret sebebi olarak; bize eşlik etmek istediklerini belirtmişlerdi… ironik bir durumdu - elçilik derdi ki; “sizin veya bizim yapabileceğimiz bir şey yok, almamanız için bir sebep de yok, Avustralya’dan gelecek onay bekliyoruz, evet gecikti, sonuçta kararı onlar veriyor”… Cenk merak etmememi söylüyordu ama ben olumsuz bi durumda sinirlerim bozulmasın diye otel rezervasyonları dahil hiç bir plan yapmıyordum. Bekleye bekleye uçacağımız güne kadar geldik. Öğleden sonra uçağımız kalkıyor. O sabah elçilikten aradılar vizeleriniz onayladı diye…
Read more…

Yazmayı ihmal ediyorum bu aralar… Mazaretim; bir ölçü içimden gelmemesi, bolca vakitsizlik, bir tutam da yeni yollar… Geçen bayram Ankara’yı bekleme geleneğini bozduk ya; bir daha dikiş tutturamayacağız sanırım. Bizim Amerika’lıların Hindi Bayramı ile bizim Kurban Bayramımız denk gelince… Baha ile Özge bebek beklerken, küçük kardeş Süha’yı da askere uğurlamak üzereyken hep birlikte olalım dedik. Zaten bayramlar da ailelerin bir arada olması için değil midir?
Türk Havayollarından bu sene içerisinde kullanılması gereken hediye bir biletim vardı, dahası Cenk’e ve anneme birer bilet alabilecek kadar çok da milim… Kendim için “terzi kendi söküğünü dikemez” lafını pek sık kullanırım ama bu sefer “kedi olalı bir fare tuttum” diyorum kendime… Velhasıl tası tarağı topladık Baha’lar ile buluşmaya Amerika’ya yola çıktık. Hoş bizim tas tarak yerine hiç yerleşemedi ya… Göçebe kalmaya devam…
Read more…

Ekim geldi ama ben önce hepi topu 6 gece Ankara’da yatabildiğimiz Eylül bilançosunu çıkartacağım. Tabi en baştan başlayarak… 2 - 5 Eylül arasında Adıyaman’daydık.
Read more…
Son Yorumlar...