
Canberra Avustralya’nın başkenti ! Başkent olmasına 1908 yılında karar verilmiş ve Chicago’lu 2 mimar tarafından 1913 yılında tasarlanmış. Bana Atatürk döneminde başkent olmak üzere tasarlanan Ankara’mızı anımsattı; farkı ise onların plana halen sadık olması… Read more…

İçimde ukde kaldı. Fotoğrafsız olmaz diye diye bir türlü yazamadım… Singapur fotoğraflarını kolayca ayıkladım diye gaz almışken “annemin benim niye hiç resmim yok” dediği kadar vahim bir durum ile karşı karşıya kaldım :) Ama sonunda Suha’nın kendisini National Geographic fotoğrafçısı sanarak çektiği 1500 kadar çita, kanguru, devekuşu, koala, papağan vs. vs. resmi arasından kendi resimlerimizi çıkartmayı becerdim. Yeni yıla 2009′a dair güzel anıları taşıyacağım demiştim ya… Şöyle bir geri döneyim. 21 - 28 Eylül 2009′da dünyanın tam öteki tarafında Avustralya’daydık diye başlayayım…
Read more…

Önceki hafta St.Christoph’taydık. Geçen sene de aynı toplantıya katılmıştık. O zaman yeni yeni ayaklanmaya başlayan Mira ile bir kayak merkezinde ne yapılabilir ki diye pek endişeli yola çıkmıştım. Ama toplantı Ski Austria Academy diye profesyonel bir kayak eğitim merkezinde olunca disiplinle düzenlenmiş saatler Mira’nın doğal rutinine pek iyi uymuştu. Sabah 7 - 8 arası kahvaltı, 9 - 12 arası kayak dersleri, 12 - 13 arası öğle yemeği, 14 - 18 arası toplantılar, 18:30 - 20 arası da akşam yemeği… Ben toplantıdayken, Mira’nın sorumluluğunu üstlenen Cenk’e daha fazla kazık atmamak için sabah ücretsiz sunulan kayak derslerini ona bırakmıştım. Böylece Mira sabahları anası ile kudurarak, öğleden sonraları da babası gözetiminde uyuyup, oynayarak harika vakit geçirmişti(k). Aşağıdaki videodaki gibi tatlı anılar ile çıktık yola… Ancak gördük ki sahne aynıydı ama geçen seneki bizi mutlu etmek için deliren bebek rolünü artık bizi hiçbir şekilde iplemeyen bir cadıya devretmişti. Read more…
Yine gittik geldik… Bir baktık evimizi karıncalar basmış… Zaten Mira sayesinde kırıntımız ve karıncamız eksik olmuyordu ama bu sefer bizim yokluğumuzu fırsat bilip eve ciddi ciddi yerleşmişler. Cenk’in karınca berekettir varsayımına göre biz yokken bize büyük bir ikramiye vurmuş olmalı… Bavulları bile doğru dürüst boşalmadan, evi ilaçlattık, kapıları (belki de kısmetimizi) kapattık. Anneme gittik. Dün akşam (gece 12′yi geçtiği için önceki akşam diye düzelteyim) ilk defa Ankara’da evimiz dışında bir yerde kaldık… Evi temizleyemediğimiz için bu gece de buradayız…
Annem kendi odasını ve yatağını bize verdi… Mira’nın yanına yattım, tam uyudu diye düşündüğüm anda…
Read more…

Mira’cım çoğunlukla bana yapışık dolaştığından çok az biberon kullandı. Zaten bir süre sonra da biberon almayı tamamen red etti. Ancak; ikinci çocuğumuzda, arada bir ben içeride ayaklarımı uzatıp otururken… - daha cümlemi bitirmeden rüyadan uyanıyorum ya… - ben Mira’yı uykuya hazırlarken… babasının yeni bebeğimizi doyurmasına imkan tanımak daha mantıklı olacaktır. Hem özellikle Karim Rashid tasarımı biberonlar da pek şıkmış. Yakışır… Read more…

Binbir Çiçek‘te bugün;
Mira’cım “ben işe gidiyorum” dediğimde, “anne üüüü kal… kal” diye isyan bayrağını kaldırdı.
Hilal Hanım ona “Anne işe gitsin. Sen Jessica’ya havuç vermek ister misin? diye sorunca…
“isteeerem… tamam… sen git” dedi !
Jessica’nın aşkına büzük dudaklar ile çıkış vizesini aldık ! Read more…

Aslında bir süredir üzerinde kafa yorduğumuz sonunda da kafayı bozup bir kenara koyduğumuz bir mevzuydu yuva meselesi… Evde kurduğumuz düzenimiz bize göre gayet güzel işliyor derken… Mira’nın Hatice Abla’sının hamile olduğunu öğrenmemiz ile düzenimizi yeniden şekillendirilmek üzere düşünmeye başlamıştık…
Read more…
Son Yorumlar...