Yavrusunun büyümesine adapte olamayan anne sendromu
- yok ! yok ! yok ! havuçlu değil ! ben onu sevmiyoum. çikolatalı istiyom. ben biliyom, sen çikolatalı sevmiyon ama ben seviyoum ! çikolatalı üçgen pastadan yemek istiyom. havuçlu yemicem.
- yok ! yok ! yok ! havuçlu değil ! ben onu sevmiyoum. çikolatalı istiyom. ben biliyom, sen çikolatalı sevmiyon ama ben seviyoum ! çikolatalı üçgen pastadan yemek istiyom. havuçlu yemicem.
Bora’mız neredeyse 10 günlük bir rötarla, annesini Amerika’da, bizi de burada dokuz doğurttuktan sonra 19 Mayıs 2010′da saat 9:48′de aramıza katıldı. İlk defa Özge anne, Baha baba, annem babaanne, Suha amca, Mira kuzen, ben hala oldum. Cenk ise daha bir enişte (!) oldu. Ailemiz daha da büyüdü, daha da bir şenlendi. Bora aramıza çok hoş geldi
Read more…
Baharın etkisi: aklımda kırk tane tilki ve müthiş bir enerji… Hepsi için zamanım yok. Biraz daha yetebilmeyi - hele biraz daha yazabilmeyi - isterdim ama yetemediğime de hiç üzmüyorum kendimi… işte bu ilginç… şimdiye kadar her şey eksik gedik kalıyor diye kendi kendimi yemeye başlamış olmam gerekirdi ama yemiyorum işte
Zaman yaratmak için önce kendime zaman vermem lazım, hissediyorum ve büyüyorum. İşte işler yoğunlaşırken, evde işler yavaş yavaş yoluna girmeye başladı. Bu günlerde kendimize has bir düzen oturttuk ki bu çok hoşuma gidiyor. Bahar bitiyor, yaz gelmeden önce not düşülmeli bu günler… Read more…
Çok da uzakda sayılmaz hatta bizim eve sadece 1 saat ötede… Kayınpederimin doğduğu dolayısıyla bizim nüfusun kayıtlı olduğu köy burası… İşin gerçeği pek gidip gelinmediği için, benim bizim köy demeye dilim varmıyor. Gidilmeden kalınmadan bizim kalan o köyler sadece şarkıda oluyor… Ankara’ya yakın olunca bu köyün ahalisi de büyük şehirin aşkına düşmüş, köyde pek kimsecik kalmamış. - kalanların da kendine hayrı tartışılır - Bir yandan da kimse köydeki evini yıkmayı, kapatmayı kendine yedirememiş ama öylesine kaderine bırakıvermiş. Gözden ırak kalan gönülden de ırak kalmış. Gel zaman, git zaman, bağlar bakılmadığından dağ olmuş. Read more…
Binbirçiçek Çocuklar Evi ile Çocuk ve Doğa Grubu, Waldorf Eğitmeni Meral Geylani’yi Ankara’ya davet ederek iki güzel etkinlik planladı. 1 Mayıs’taki doğa etkinliği için kişi sayısı kısıtlaması olmamakla birlikte 2 Mayıs’taki atölye çalışmaları için limitli sayıda kayıt alınabilecek. İlgilenen arkadaşlarıma buradan duyurmak isterim. Read more…
23 Nisan’da ofisimizi kapatıp tatil yapabilmek mümkün değildi. Malesef Mira’yı günün anlam ve önemine uygun bir aktiviteye dahil edemedik. Ama en azından ailecek Hamamönünde bir kahvaltı kaçamağı yaptık. Hamamönü bölgesi, Ulus’tan Cebeci’ye doğru ilerlerken Tarihi Karacabey Hamamı‘nın hemen karşısında yer alıyor. Altındağ Belediyesi tarafından başlatılan Tarihi Kent Merkezi, Kentsel Yenileme Alanı Koruma Amaçlı Uygulama projesinin bir parçası olarak bölgedeki yüzyıllık evler restore edilmiş. Bazılarında aileler yaşamaya devam ederken bir kısmı restoran, cafe olarak hizmet veriyor. Bir kaç kitapçı, el sanatları dükkanı da dikkatimi çekti. Uzun ve meşakkatli bir süreç ile bu noktaya gelindiği hemen farkediliyor. Altındağ Belediyesinin Hamam Arkası bölgesi için de aynı projeyi gerçekleştirmek için yoğun çaba harcadıklarını biliyorum. Umarım güzel bir şekilde tamamladığını görmek nasip olur.
Cumadan bu yana meslek hayatımın yine en karışık ve yoğun günlerini yaşamaktayım. Düzenlediğimiz toplantının kapanışı şerefine patlayan volkan, hemen hemen tüm Avrupa hava trafiğini uçuşa kapattı. Tüm dünyada bir şenlik havası yarattı. Yaklaşık 300 kadar Avrupalı - Amerikalı misafirimiz - zorunlu olarak - şenliğin Antalya ayağına katıldılar. Eh biz kanberler de eksik kalmadık… Call Center’lardan, havaalanlarından, kendi ülkelerindeki acetalarından çözüm bulamayan misafirlerimiz bizim ekibi 7-24 karşılarında kanlı canlı cevap verebilir halde görmekten pek memnun. Benim daha önce 11 Eylül 2001 gibi olağanüstü durumlarda test edilmiş bünyem az biraz hamlaşmış… ama hızlıca adapte olmakta zorlanmadım. Mira’cığım, kendisine ancak uçarken, kaçarken - ve videoda görünen mekanlarda
- vakit ayırabildiğimden, ortada bir tuhaflık olduğunu anladı. Ben ise onun bu kadar bilgiyi nasıl bir araya toparlayabildiğini hiç anlamadım. Sağda solda laf dinliyor cadı…
Geçen sene Mira’nın ilk yaşını kutlamaya hazırlanırken yıllar sonra bakıp “bunu benim için yapmışlar” diyebileceği bir hediye vermek istemiştik. İlk yaş için ben tığdan bir bebek örmüştüm. İkinci yaşı için ise Waldorf bebeklerinden esinlenerek bir bez bebek yapmayı istedim. Ben işimi garantiye almak için hazır bir kalıp bulur muyum diye ümitsizce aranırken, neyseki annem olaya el attı. Gerçi yapılış aşamasında gördük ki kalıp hazır olsa da göründüğü kadar kolay değilmiş… Anneanne Fazilet ve arkadaşı Serap, bir derken iki derken tam üç tane bebek yaptılar Mira’ya…
Son Yorumlar...