El yapımı… Ev aksesuarlarımız…

Çöpçüyüm ben… Hiç bir şeyi atmam. Ben bundan mutlaka yapacak bir şey bulurum derim. Sonunda da hiç bir yere sığamam.

Bugün Mira için yapabileceğim kendimce iddalı bir proje konusunda pek heveslendim… Frank Gehry’nin 1972’de tasarladığı Wiggle Chair – Oynak Sandalye‘den ilham alıyorum. Aslında yıllardır bunu gerçekleştirmeye istekliyim. Ama Cenk’in “taşımaz beni, uğraşırsın, yaparsın, kırılınca üzülürsün, üzülmezsen yap” şeklindeki yapıcı yaklaşımı sonucu hiç cesaret gösterememiştim. Şimdi Miracım için küçük bir koltuk mu yapsam diye kara kara düşünüyorum.

Geçmiş yıllardaki tecrübelerimi göz önüne alınca, yapımı değil de, yapım süresi konusunda kendime hiç güvenemiyorum. Deniz kabuklarıyla yaptığım aynayı, kabukları topladıktan sonra 2 günde tamamlamıştım. Ama bu iki günün arasında tam 6 yıl vardı… Mira için yapacaklarım konusunda aynı performansı göstermemek için motivasyona ihtiyacım olacak. Bunun için evde daha önce yaptığım işleri gözden geçirdim. Kendi kendimi ikna etmek için ” yaptıklarım yapacaklarımın teminatıdır 😛 ” dedim.

Aralarından benim için en özel üç parçayı da paylaşmak istedim.

Deniz kabukları ile giriş aynası

Üniversitede son sınıftaydım. Deniz kenarından topladığım midyelerin artık odama sığamadığı bir dönemdi. Üzerine annemlerin bir yazlık komşusu “ben de çok topladım, sen seviyorsun… bulursun yapacak bir şeyler” diye bir çuval daha verdi… Bu midye bolluğunda önce babama kocaman kalın bir çerçeve yaptırdım. Sonra üzerine sıcak slikon tabancası ile midyeleri yapıştırmaya başladım. Çerçeve o kadar büyük olmasa belki bir günde biterdi… Ben o gün tamamlayamayınca, araya 6 yıl koydum. Arada evlendim. Neyse ki bir gün annemin evinde yarım yamalak duran çerçevem geldi aklıma… Bitirdim…

Annemin papağanı Rokko’nun tüylerinden mumluk

Rokko bir Yeşil Papağan… 15 yıl önce anneme bir arkadaşı bir kaç günlüğüne diye verdi. Sonra da geri almak istemedi. O bugün bu gündür ayrılmıyorlar. Yeşil Papağanlar normalde konuşmuyorlar. Rokko’yu konuşturmak için özel bir çaba gösterilmemesine rağmen evdeki muhabbette bir kaç kelam katkısı olur… Sabah “Fazilet, Fazilet” diye bağırarak güne başlıyor. Annem “ne var Rokkocum?” diyince “Çay” diyor ve annemin tepesini attırıyor 🙂 Rokko ve babam evde “Fazilet Çay” türküsünü çok sesli olarak yorumluyorlar… Annem Rokko’nun “Fazilet” diye çağırışlarına hemen yanıt vermez ise babamdan daha çok ilgi çekmek için “Faziletciiiiim” diye bağırmaya başlıyor.

Rokko’yu uzun uzun anlattım ama merak etmeyin Rokko’yu yolmadım bu tlight mumluğu yapmak için… Rokko, zaman zaman daha çok da mevsim dönüşlerinde 3 – 5 tüyünü yoluyor. Ben de attırmıyorum tüylerini… Annem yastık mı dolduracaksın diye dalga geçiyordu. Ben daha ilginç bir şey buldum…

Şarap mantarlarından mutfağa mantar pano

Bu panoyu tamamladıktan sonra mantarları çöpe atamama huyu geliştirdim. Atarsam da arkasından ağlıyorum. O yüzden hala biriktiriyorum… Bir ara bir pano daha yapıp birilerine hediye etmem lazım… Ama daha mantıklı bir yapım yöntemi olarak mantarları bir kartona yapıştırmalıyım. O zaman nereden aklıma geldi bilmiyorum ama ben bu panoda tüm mantarları incecik matkap ile delip, ortalarından kendir ipi geçirip, birine bağladım. Deli işiydi… Ama yeni deli planım için cesaret verici…

13 thoughts on “El yapımı… Ev aksesuarlarımız…”

  1. Ay, bunlar çok güzelmiş. Bence bir gün çöp evlerde oturacağız. Ben de hiç bir şey atmam, atamam. Sonuç, hiç bir eve sığamıyorum. Yaptıklarım sakladıklarımın onda biri bile değil. Bence en iyisi evlerimizde neler var birer envanter yapalım, gerekenleri birbirimize verelim ya da biraraya gelelim, işlerimizi bitirelim, mesela. Şimdi yazınca pek akıllara ziyan bir öneri gibi geldi:) Hani envanter yapana kadar otur iki-üç tane projeni yap, bitir dii mi?:)
    Öperim,
    ç.

  2. Banu harikasın ellerine sağlık! Hepsi de birbirinden şık ve özel.Ben de başladığım şeyi hemen bitirmezsem uzun ara veririm ve çoğunlukla da hevesm kaçınca bırakırım.O yüzden çabuk bitecek şeyler yapmayı hedeflerim;)Devamını ben de merakla bekliyorum…

  3. müthiş şeyler bunlar..çok yaratıcı..bende çöpçüyüm.. çok önceleri bende yapardım bişiler ama bunlar kadar yaratıcı değil 🙁 şu anda sadece biriktiriyorum… yapacak cesaretim ve motivasyonum yok 🙁
    sevgiler..

  4. şimdi ben bu midyeleri çok net hatırlıyom…ve OHA diyom…biz son sınıfdayen bi sürü de mücevher kutusu da yapmıştın bunlarla…demek 6 yıl sürdü….diğer işlerle ilgili de seni tebrik ediyorum…onca kongre, gezi arasında …hem de ayakkabı kutusu kadar evinde…sihirbaz mısın nesin ?!

  5. Bu harika aksesuarları yakından görmüş biri olarak yorum yapıyorum; mobilya&aksesuar mağazalarında birsürü paraya satılan zevksiz tasarımlarla karşılaştırınca yaptıkların gerçekten muhteşem…Banu’cum bence bu işi profesyonel olarak düşünmeye başlamalısın:)

  6. panoya bayildim. Bizimde birsürü birikmis mantarimiz var. Ben 2 tane büyük vazonun icine doldurmustum. Ama pano gercekten cok iyi bir fikir.
    Birde bu aralar defne’nin hipp kavanozlarini biriktiriyorum. Henüz fikrim gelmedi ama gelirse blogumda paylasicagim 🙂

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *