Mira’nın İlk Tiyatro Deneyimi: Damlacıklar…

25 – 30 Nisan 2009 tarihleri arasında Ankara’da “4. Küçük Hanımlar, Küçük Beyler Uluslararası Çocuk Tiyatroları Festivali” düzenleniyor. Festival programına tesadüfen Pazartesi gecesi göz atma fırsatı buldum.

Festivalin Pazar günü başlayıp sadece hafta içi oluyor olmasına hayıflanırken, Droplets / Damlacıklar oyununu gördüm.

Önce adı… sonra konusu… heyecanlandırdı…

‘Droplets’ yani ‘Damlacıklar’, Sara Nani ve Guglielmo Papa’nın önderliğinde çocuklar için hazırlanan bir su gösterisidir. Bazı ülkeler vardır suyun çok olduğu ama bazı ülkelerde vardır ki su yoktur, sadece taşlardan, kum ve çölden ibarettir. “Damlacıklar” suyun çok önemli bir temel kaynak olduğunu ve israf edilmemesi gerektiğini, bunun yanı sıra değer verilmeyi ve sevilmeyi hak ettiğini anlatır..

Oyunlaştırma, batı dünyadan Afrika’ya kadar süregelen bir seyahatle, temel olarak sözcüklerle ve seslerle oluşturulmuştur. Sara ve Guglielmo, çocukları, etkili ve basit hareketlerle suyu dinlemeye davet ediyor. Suyun, damla damla düştüğü her seferinde damlaların birleşmesiyle oluşan sesler dikkatle dinlenmelidir çünkü o sesler adeta kendini sevdirmek için yarışırlar. Her tek düşüşün nadir bir eşya olduğu bilinmelidir. Her küçük damlacık, öpülesi ve sevilesi bir sese sahiptir. “Damlacıklar” sözcüklerin ve ağırlıklı olarak seslerin hâkim olduğu, oyuncuların paslaşmalarıyla oluşan, izleyiciyi komik ve narin bir ortama hazırlayan, yaşam ve anlam dolu hareketlerden oluşan bir oyundur.

Bu kadar güzel bir konu üzerine oyunun bir de özellikle küçük çocuklar için hazırlanmış olduğunu görünce toplanacak çamaşırlar, birikmiş işler bir kaç saat daha bekleyebilir dedim. Salı günü sabah sabah soluğu Gimat’taki Atölye Sahnelerinde aldık…

“Çantasını hazırlayalım…” “yarım saatte Gimat’ta gidilir mi?” “11 seansına yetişecek miyiz?” “geç mi kaldık” “bilet bulunur mu?” “Mira’cımın beğenir mi?” “izler mi?” diye kendi kendimi, hatta Cenk’i ve Mira’nın Hatice Ablasını da telaşa soktum… Oyunun başlamasına 10 dakika kala kapıdaydık. Hemen önümüzden bir grup ilkokul (!) öğrencisi içeri giriyordu. Gişe görevlisi “bilet yok ama buraya kadar gelmişsiniz sizi oturtalım” dedi. Oyunun başlangıç anonsunu duyana kadar Mira’cım ne yapacak diye kalbim pır pır bekledim.

“Drama ve Kukla Tiyatrosunun 12. gece oyununa hoşgeldiniz çocuklar” anonsunu duyunca ise neye uğradığımı şaşırdım 😀 O kadar uğraşıp yanlış oyuna geldiğimizi anladım 😀 Bir yandan kendimi tebrik edip, diğer yandan yanıbaşımızdaki görevliye “Damlacıklar nerede?” diye sordum. “O yandaki sahnede” dedi… “O oyun bizimkinin yaşına daha uygundu. Yetişirmiyiz?” dedim… “Başlamıştır ama siz bilirsiniz” dedi… Hatice ile birbirmize baktık. Hemen kalktık. Dışarıdan bir gören olduysa… Şaşkın anne ben, kucağımda “heyoo hopucuk hopucuk yapıyoruz” diye pek eğlenen Mira ve arkamdan “yetişiriz abla” gazı veren Hatice, koşa koşa geldik Stüdyo Sahne’sine…

Güvenlik halimize mi acıdı bilinmez ama sessizce alırım sizi şimdi başladı dedi… Yavaştan girdik yere oturduk. Sonraki 45 dakika harika bir oyun izledik. Hem oyuncular Elisa Fontana & Guglielmo Papa’nın hem de Mira’nın performansı muhteşemdi… Kızım sonuna kadar pür dikkat izledi… Yağmur sesleri ile şaşırdı… Herkes alkışladığında alkışladı… Guglielmo su içerken, döndü su istedi… Ben de kendimi tutamadım… Bu kadar sulu bir performansa bir kaç damla gözyaşı ile katkıda bulundum.

Sonunda oyuncular seyirciler arasında dolaşarak herkesin ellerine damla damla su verirken… Salondaki 3 – 5 yaş anaokulu öğrencilerinin “bebek bakarmısın?” “bebek çok tatlısın?” diye seslenmeleri üzerine Mira’cım da kendini sahneye attı 🙂 Oyuncular ile tanıştı. Mira’nın ilk defa tiyatroya geldiğini, kendilerini her zaman hatırlayacağımızı söyledik…

Çıkışta… Mira Atölye Sahnelerinin kendinin bir kedi olmadığını düşünen kedisi ile de tanıştı 🙂

5 thoughts on “Mira’nın İlk Tiyatro Deneyimi: Damlacıklar…”

  1. hoşgelmişinizz derken hızlıca hemen koşuyor senin Mira! ben de gidelim mi gitmeyelim mi derken vakit geçti. iyi ki gitmişsiniz. biz de seneye gideriz inşallah!
    sevgiler
    gorki

  2. Böyle olacağını biliyordum aslında. Gidemediğimiz için üzüleceğimi.Ama her sabah 08.30-09.00 arası kalkan Selin o sabah 10.30’a kadar uyudu. Ben de uyandırmaya kıyamadım. Bu haftasonu bir şeyler yapar mıyız beraber? Hızlıca bir görüşsek, organize olsak, diyorum.
    Öperiz,
    ç.

  3. Gorkicim seneye topluca çıkartma yaparız artık…

    Çiğdemcim… hiç üzülme… zaten seni yanlış adrese götürmeye çalışacakmışım. Yine gidemeyecekmişsin. Bir de erken uyandırdığın ile kalacakmışsın… Sana bahsettiğim adres ile hiç ilgisi yoktu… Senin Selin uyuyor mesajından sonra, ben evden çalıştım. Böylece ODTÜ’te gelmedim. Böylece Cenk ile birlikte çıktık evden… Böylece yolda bize doğru yolu gösterdi… Atölye Sahneleri Etlik değil Gimat’ta şeklinde 🙂

  4. Çok güzelmiş, keşke bizde Ankara’da olsaydık. İşte daha tiyatroya götürdük diye ağlamaya başladık. Hayatları boyunca ağlayıp duracağız, onlar da bizimle dalga geçecekler.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *