Dede
Yine gittik geldik… Bir baktık evimizi karıncalar basmış… Zaten Mira sayesinde kırıntımız ve karıncamız eksik olmuyordu ama bu sefer bizim yokluğumuzu fırsat bilip eve ciddi ciddi yerleşmişler. Cenk’in karınca berekettir varsayımına göre biz yokken bize büyük bir ikramiye vurmuş olmalı… Bavulları bile doğru dürüst boşalmadan, evi ilaçlattık, kapıları (belki de kısmetimizi) kapattık. Anneme gittik. Dün akşam (gece 12′yi geçtiği için önceki akşam diye düzelteyim) ilk defa Ankara’da evimiz dışında bir yerde kaldık… Evi temizleyemediğimiz için bu gece de buradayız…
Annem kendi odasını ve yatağını bize verdi… Mira’nın yanına yattım, tam uyudu diye düşündüğüm anda…
- Annne… uyandım.
- hadi tekrar uyuyalım Mira’cım…
- yoook… Anne, burası eskiden Ahmet dede oda…
- evet Mira’cım, eskiden dedenin odasıydı. Şimdi değişti. Burası anneannenin odası.
- evet! (biliyorum anlamında bir de kafa sallar)
- Annee
- efendim Mira’cım…
- Ahmet dede eskiden bu da yatıyor… uyuyo… (benim üzerimden atlayarak babamın yattığı tarafa geçiyor) sonraaa bakıyo, Mia el sallıyor…
- evet Mira’cım dede burada yatıyordu. sana el sallıyordu. Sen ne yapıyordun?
- Mia bak… Ceee yap… kaç…
- evet güzel kızım sen de cee yapıyordun ona…
- dede şimdi yok… uçtuu… havada… (havaya el sallıyor)
- (biz Mira’ya dede uçtu demedik ya… kim dedi acaba? nasıl bir cevap versem ki diye düşünürken, nutkum tutuluyor, susuyorum, bir şey diyemiyorum)
- Anneee… dede Muat yatak yatıyordu… Yatak yok… dede yatak yok… buuu anneanne yatak… burasııı anneanne oda…
- Mira’cım peki Murat kim? ben tanıyor muyum?
- evet… Muat kipak cocuk !
(bir süre durakladıysam da çağrışım yaptı… Çiğdem’in bize aldığı Tübitak Erken Çocuk Kitaplığı içerisinde Hastanede diye bir kitap vardı. Kitapta hastaneye yatıp ameliyat olan çocuğun adıydı: Murat… Aylar önce bir iki kere okuduk ama konunun bizimki için çok soyut kalacağını düşünerek kaldırmıştık. ondan bahsediyor olmalı… diye düşündüm.)
- Murat’a ne oldu Mira’cım?
- Muat hasta çocuk… Ahmet dede yatak aynısı…
- Evet dedenin yatağı Murat’ın yatağına benziyordu… ama artık burda değil.
- evet… dede yatak uçtu…
- (ne diyeceğimi bilemiyorum ya…) uyuyalım mı artık?
- evet… uyku var… hopiş de… uyu…
Döndü öptü beni… dedi ki…
- sen de uyu…
Birbirimize sarıldık uyuduk…
Babamı hatırlamayacak diye korkuyordum ya… Yanılmışım… Yanılmamın huzuruyla uyudum.
O gece, hava hala karanlıkken ama gün aydınlanmadan hemen önceki bir saatte kalktı, yatağa oturdu…
- kalk… korktum…
- Mira’cım neden korktun?
(bana cevap vermiyor ama havaya bakıyor, öpücük veriyor, sonrasında da yukarıya el sallıyor)
- şimdi iyi… tamam… biz uyu…
dedi ama ben uyuyamadım…
hala uyuyamıyorum… sanırım unutmamak için uyuyamıyorum. yazınca unutmamayı garantiliyorum ya uyumayı da garantiler miyim? bir denemeli…
bu yazı şimdilik bu blogun fotoğrafsız ilk yazısı oldu ama Mira’nın arada bakıp dede dediği bir resim var… sabah bulup, eklemeli…


Canim yaaa.. Sanki herseyi biliyor, neler olmussa hepsini hissediyor Miracik.. Hatta senin goremedigin seyleri gormus sanki, sanki dedesi oradaymis da onunla konusmus gibi.. Tuylerim diken diken oldu… Mutlu ve huzurlu uyuyun emi… Dede de mutlu ve huzurlu olsun gittigi yerde..
dedesiyle hasret gidermis anlasilan
nur icinde yatsin baban..
Banu, gözlerim doldu…Uzakta benimde korkum Leon Can’in anneanneyi, dedeyi unutmasi… Üzüldüm öylece…
baban huzur içinde uyusun….Çocuklar tahmin edebildiğimizden de derin..Sanki öğretilip yollanmışlar da bir de bizbirşeyler yazmaya çalışıyoruz…
Sevgi ve selamlarımla..
Gözlerim doldu okurken, duygulandım çok… Diyecek birşey bulamıyorum.. Sızı oluştu içimde…
Banucuğum seni çok iyi anlayabiliyorum…Miranın hatırlıyor olabilmesi gerçekten çok güzel..
Göz yaşlarımı zor tutum, gözümde canlandı o an, içim sızladı.Emin ol dedesini hep hatırlayacaktır.Baban huzur içinde uyusun. Allah geride kalanlara uzun ömür versin diyebiliyorum çünkü Biz de ne anneanne ne de babaanne var, bu duyguları hiç bilemeyecek oğlum. Miracığı öpüyorum.
Banucum baban nur içinde yatsın.. Miracık hiç unutmayacak ne güzel de anlatıyor dedesini yaşadıklarını..sevgiler,
gözyaşlarımı zor tutuyorum.
babacığın nur içinde uyusun.
miracık bırak unutmayı,ne güzel hatırlıyor,el sallıyor.
Ah kıyamam ,bebekler bizim zannettiğimizden çok daha fazlasını biriktiriyorlar içlerinde bence.
Banucugum, okulda çocuklarla ilgili bir ders almıştım. Okuyunca o aklıma geldi. Mira, çok hassas ve duygulu bir çocuk. Bence dedesine ne olduğunu anlatmanız ve onunla vedalaşmasını saglamanız gerekiyor. Çünkü çocukları en çok ürküten şey, belirsizlik… Bunu algılayamıyorlar o yüzden de korkuyorlar. Eğer dedeye ne olduğunu onun anlayabileceği bir biçimde anlatırsan bu onu çok rahatlatır. Sonra dedeye ait bir resmi ya da eşyayı bir kutuya koyabilir ona veda edebilirsiniz mesela… Öpüyorum sizi
Benim de tüylerim diken diken oldu şimdi o anı düşününce. Umarım hep hatırlar dedesini. Çocuklar ne kadar saf, ne kadar temizler. 2 melek birbirini görmüş ne güzel.
herkese yorumları için teşekkür ederim…
Umurcum, aslında biz ailecek bu yaşı için uygun bir veda gerçekleştiğini düşünüyoruz. Mira’nın 1 yaşından sonraki zamanlarda babam çoğunlukla uyuyordu. Beni tanımıyordu ama Mira’ya gözünü açıyordu… Aylar boyunca babam ona el salladı. Mira da ona bay bay dedi… gerçekten vedalaştılar. bu yüzden Mira eve gelip babamın yatağını ilk boş gördüğünde hiç şaşırmadı. Zaten bay bay demişti ki…
Kutu hazırlamak gibi bir şey daha büyük çocuklar veya çocukların yakın ilişkide olduğu aile büyükleri için çok doğru ancak bizim durumumuz biraz farklı sanırım.
O gece aslında eve gidelim biz diye sarmışken dedenin odasında olduğumuzu farketti. Odadan başlayarak çağrışım yaptı. Belki gerçekten babamı gördü… Benim emin olduğum şu ki tüm dialog süresince korkulu veya hüzünlü değil… çok neşeliydi…
Çok etkilendim… Özellikle el sallayıp öpücük vermesi… Mira’cık nasıl da anlatmış, kıyamam…
babanın öyle sevimli bir kalbi varmış kii bir cocugun sevgisini hasta yatagında bile kazanabilmiş.sağlıklı sıhhatli oldugu halde bunu başaramayan istemeyen çokları var.acınmayı bile haketmiyor boyleleri.
Tam konuşulamayan dönemleri hatırlaması zaten garip oluyor ama bu daha bir fena durum olmuş. Gözüm doldu okurken.
Karıncalar sanırım hepimizin hayatında, bu yazıları görmediysen belki neşeni yerine getirir:
http://www.kitubi.com/2009/08/31/AykBudur.aspx
http://www.kitubi.com/2009/09/01/Sar%c4%b1cizmeliKar%c4%b1ncan%c4%b1nIlgazaAkrosti%c5%9fi.aspx
ahh Mira’cım, unutmazsın dedeciğini sen, her detayı hatırlıyorsun baksana…eminim O da seni hissediyordur sen O’nu hissettiğinde.
siz minikleri hafife almamamız gerektiğini, hiçbir detayı kaçırmadığınızı, etrafınızdaki herşeye çaktırmasanız da hakim olduğunuzu işte böyle zor anlarda da yüzümüze vuruyorsunuz di mi?
Banu harika bir yazı olmus hüzünlendim babanı kaybetigini bilmiyordum ben üzüldüm sevgiler