Yol boyu kısa notlar…

Şu an Bursa yolcusuyuz. Benim işim yüzünden yola çıkmamız bu saati buldu. Annem şöför mahalinde, Cenk muavin, Mira tosurduyor, ben arka koltuğa ofis kurdum. Çalışıyor – hatta iş arası kaytarıyorum bile 😛 Master yüzücülerin yarışlarına gidiyoruz. Asker kardeşim Suha, Deniz Kuvvetleri adına yarışacak. Ben bu aralar sığ sularda boğulduğumdan yine bir sağlık raporu alıp lisansı çıkartamadım. Hoş bu ara bana ne raporu verilebileceğini hayal gücünüze bırakabilirim. İçime biraz oturdu, yine pisinlere inemedim, tribünlerde takılacağım. Ama Itır Totisi, 2008 bebelerinin anneleri kategorisinde beni de temsil edecektir 🙂 Hazır sessiz bir kaç dakika bulmuşken, üzerinden daha fazla zaman geçmeden, sessiz kaldığım zamanların önemli havadislerini not alayım istedim. Umur‘cum hep söylüyordu bu 2 yaş bir dönüm noktası diye… öylesine haklıymış ki neye uğradığımızı şaşırmış durumdayız. Mira pek sessizdir – dilli değil, pilli düdük bu – bana çekmemiş 3 yaşında konuşacak galiba falan derken… çenesi bir açıldı pir açıldı. Şu iki haftada yaşadığımız dil gelişimi şaka gibi… kim? neden? nasıl? niçin? kimin? niye? nerede? nereden? neyin? kızım bu kadar soruyu içinde biriktirmiş bunca zaman… soruyor da soruyor… bir de duygu sömürüleri ile beni maymuna çeviriyor ya… Neyse bu konuya dalarsam hiç çıkamam. Asıl diyeceğime geleyim… geçen hafta sonu ilk defa Mira’nın saçlarını kestirdik 🙂 Osman kesti. Benim saçımı da ilk Osman’nın babası Yusuf kesmiş. 15 yaşımda kına yakarak başladığım kırmızı saç sevdamdan 31 yaş yaşımda boyayı bırakarak vazgeçtiğimden bu yana – üstüne saçımı kestirmeyi de hepten boşlayınca – kendisi ile pek görüşemiyorduk. Gitmeden bir hesap yaptım 3 sene olmuş – öyle ki kendisi ne hamileliğimi gördü… ne de Mira’yı ! Anneannem ve annemden haberimi almasa, o gün Mira’yı karşısında görünce kesin kendisine şaka yaptığımı düşünürdü ya… neyse Mira’ya örnek olmak adına ben saçlarımın ucundan aldırdım. Tutamadım kendimi; makasının ayarını kaçırma, yılların acısını çıkartma diye dır dır bile yaptım. Ama Mira’cım öylesine profesyoneldi ki… Osman’nın tüm talimatlarını benden güzel yerine getirdi. sonuçta da pek beğendi kendini 🙂 bu beğenmenin sonu benim gibi 14-15 yaşında saçını boyamaya giderse diye endişeleniyorum ya… neyse ki çok var o günlere…

5 thoughts on “Yol boyu kısa notlar…”

  1. Hay Allah’im nasil bir sey bu Mira böyle:) Cooook tatli, saclara bak:)) Masallah diyelim hemen:)) Hehe konusma konusunda haklisin, gecen gün kreste alman bi anne, Leon Can’in dil konusunda nasil bir gelisim gösterdiginden bahsediyordu, gülümsedim… Bütün vir vir öyle anlatip duruyor:) Dedigin gibi en sevdigi kelime su siralar “waruuummm???”, nedeeeen???, herseyi sorayim, incigini cincigini kurcalayayim diyor kendi kendine. Komik seyler cikiyor ortaya, macera dolu bir dönem, hergünü ayri sasirtiyor:) Sevgiler, görüsmek üzere…

  2. Saclar harika olmus, gule gule uzatin… fotolardan anladigim kadariyla Mira 14 yasinda seni coktaaan gecer, baksana nasil da kendine guveni tam kuafor koltugunda! Yarismada basarilar, sonucu bildirmeyi unutma 🙂
    Sevgiler!

  3. Heyooo harika olmuş Mira. Bu arada sandalyeye ters oturmalar falan bir Candan Erçetin havasi sezdim sanki. Ah Banu ah Ada ile Mira arasındaki benzerliği göz önüne alınca daha neler bekliyor seni neler. Umarım artık Mira Ada’ya değil, Ada biraz Mira’ya benzer. Lütfen ne olur…

  4. aaa, doğru yaa, mira’ nin saçlar, hava bir değişikti bursa’ da!! hatta okşaya elleye yağlandırmış bile olabilirim lülelerini 🙂 ama ben farkedip dile bile gelemedim..yarış heyecanına ver şekerim, nesrin’ in gazabından kafa allak bullak oldu 🙂
    hayırlı olsun ilk saç kesiminiz!! su bardağının altından ne çıktı, söyledimi sonradan miroş?? 🙂

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *