Şeker bayramımız…

Bayrama, arkadaşımız Haldun’nun bir süredir beklediği iş haberini, hiç beklemediği bir anda almasıyla başladık. Arife günü geldi haber; bayramın 2. günü Dubai’ye bekleniyor. Haldun ile vedalaştık. Burcu’yu da çok yakında yanına uğurlayacağız. Özleyeceğiz onları… Ama çok değil 🙂 Mira en kısa sürede arkadaşı Burcu’yu görmeye Dubai’ye gidecek. Tabi ki annesi ve babası da…

Bu bayram, benim için, eşim için, ziyarete gittiğimiz herkes için, hepimiz için çok özel. Önceki yıllarda edi büdü gittiğimiz bayram ziyaretleri, şimdi daha bir anlamlı… Şekerimiz yanımızda…

Bayrama babaanne ve dedesinde kahvaltı ile başladık. Mira’cımın ilk bayram harçlığı cebine koyuldu 🙂 Evde sofrada bizim ile oturmaya alışan Mira’mızı kahvaltı masasından uzakta veya masada kucakta tutabilmek mümkün değildi. Portatif bir mama sandalyesinin çok faydalı bir gereç olduğuna karar verdik. En kısa sürede, arabada taşımak üzere bir tane edineceğiz. (Bkz. Pratik Anne’den Pratik Ürünler…) Ardından benim anneanneme gittik. Anneannem, herzamanki gibi Mira’yı “yavrumun, yavrusunun, yavrusu” diye diye mıncıkladı… Dayım, yengem, kuzenler, komşular, bol ikram ve bangır bangır muhabbet ile günümüzü tamamladık. Mira’cım bol bol kucak ve öpücük bombardımanına uğradı…

Bu bayramda da uzaklaşmak istemedik. Ankara’yı bekleyelim, sakinliğinin tadını çıkartalım dedik. Tabi ziyaretlerin ardından evde de durmayalım,
gezelim, güzel havaları kaçırmayalım dedik. Ama itiraf ediyorum, Cenk’in soğuk algınlığını yeteri kadar önemsemedik…

Bayramın ikinci günü soluğu Gölbaşı’nda Mogan Park’da aldık… Daha önce hiç gitmemiştik. Ankara’da kimsenin kalmaması nedeniyle çok sakindi. Girişten piknik alanına kadar uzun bir yürüyüş yaptık. Piknik alanına gelmeden, göl kenarında bir banka kurulup, termosumuzdan çay içtik. Aslında bize bakmayın, illaki termos ile çay taşımaya gerek yok. Parkın girişinden başlayarak çok sayıda kafe ve restoran var… Tabi Büyükşehir Belediyesi’nin tüm parkları gibi içki yasak… Tüm yiyecek içecek yerlerinin önünde de çocuk oyun alanları mevcut. İyi organize edilmiş, şık döküm mangalları olan bir piknik alanı var. Gölün kıyısında 2,5 kmlik ahşap yürüyüş bantı uzanıyor. Park içerisinde küçük bir tren çalışıyor. Biz bir uçtan, diğer uca yürüdükten sonra, üşenince, girişe tren ile döndük. Kapalı kort dahil olmak üzere tüm tenis kortları, spor alanları ücretsiz… Küçük bir lunapark ve gokart pisti var, ücretli… Mogan Park, Ankara’nın diğer gölü Eymir kadar yeşillik değil ve eminim normal bir haftasonunda da çok kalabalık oluyordur. Ama biz kışın, açık güzel havalarda, sabah saatlerinde gitmek üzere programımıza aldık.

Bayramın son günü, uzunca bir rota çıkarttık… Abant’tan kardeşimi almaya, oradan da daha önce hiç gitmediğimiz Yedigöller’e gitmeye karar verdik. Piknik sepetimizi hazırladık. Haldun’u Dubai’ye gönderen Burcu’yu aldık. Erkenden diye niyetlenmemize rağmen 2 saat rötarla yola düştük. 1,5 saat sonra Abant’ta annemlerin evindeydik. Evden almayı unuttuğum, peçete bardak gibi eksiklerimizle birlikte kardeşimi aldık, yolumuza devam ettik. Yedigöller yolunu ararken, Bolu içerisinde 1 saat kadar kaybolduk ve ancak 2 saat sonra Yedigölleri bulduk. Ben böyle anlatınca uzak gibi gözükse de, dolaşmadan ve kaybolmadan gidilirse Yedigöller Ankara’ya sadece 2,5 saat uzaklıkta bir cennet… Biz bu kadar gecikmenin üzerine, yanlızca kısa bir yürüyüş ve hızlı bir piknikle yetinmek durumunda kaldık. Gerçi kısa sürede, yeşilin her tonuna doyduk… Orman bakanlığının evlerini keşfettik… Bir haftasonu gelip kalmaya, yedi gölün yedisini de görmeye niyet ettik…

Bu yazıya Yedigöller linki ararken buldum. Yiğit’in annesi Gorki, Yedigöller mevzuunda tecrübeliymiş… Keşke gitmeden önce sorsaymışım yolu 🙂

Bol oksijen ile geçirilen iki mükemmel günün sonunda eve döndüğümüzde Cenk’in soğuk algınlığı belirtilerinden eser kalmamıştı. Ama ertesi gün bir yerlerde, hata yaptığımı düşünmeye başladım. Önce benim, daha sonra Mira’nın burnu akmaya başladı… Neyse ki acil müdahale ile hızlı atlattık…

Not:
Araya nezle savaşımız girince, y
azıp fotoğrafsız geçmeme inandım yüzünden, bu zavallı yazı günlerce benim fotoğraflarını eklememi bekledi. Kınıyorum kendimi…
Kurban bayramına gelmeden fotoğrafları bir araya getirmeyi başardım. Tebrik ediyorum, kendimi 😛