Kızım kardeşli bir hayata hazırlanırken…

Bizi takip edenlerin bildiği üzere; Cenk ve ben kardeş yönünden kalabalık bir aileyiz. Çok şanslıyız Sarp Ada ve Mira’nın muhteşem 2 halası, 1 amcası, 2 dayısı var ve bizim için kardeşlerimizin yeri çok çok özel… Ancak küçük bir çocukken bu konuda aynı tutarlılıkta hissetmediğimi çok net hatırlıyorum.

Çok küçükken, onların atom karınca gibi koşturmalarından, kendi aralarında uydurdukları abuk subuk tekerlemeleri bağıra çağıra 300-500 defa söylemelerinden bunalıp, bahçedeki kiraz ağacının tepesine tünediğimde bile, saniyesinde benim hemen üstümdeki dallara çıkmalarına, üzerine bir de ağacı kırılacak gibi sallamalarına deli olurdum. Ama bahçedeki limon gibi kokan otları ezip anneme yemek hazırlarken (!) yemeğe biraz hareket kazandırmak için içine solucan eklememe yardım etmelerine bayılırdım. İlkokulda, en yakın kız arkadaşlarımın bize gelişinde hiç ama hiç dibimizden ayrılmayışlarına ve bizi iki kelime konuşturmamalarına da sinir olurdum. Ama babamın çocuklar nasıl oyalanır kaygısı duymadan mehtap manzarasına göre planladığı aile tatillerimizi, hiç arkadaşım yokken arkadaşım oldukları için gülümseyerek hatırlayabiliyorum. Hatta tatilde saçıma ördükleri onlarca ipli rasta ve bileklikler ile okula dönüşümde pek havalı oluyordu… Liseye geldiğimde ise, eve gelen arkadaşlarıma bir merhaba bile demeden suratsızca gezelenir durur veya kendilerini görünmez sanıp bilgisayara gömülürlerdi… ben yine uyuz olurdum onlara… Ama o tatillerimizde bikinimi giyip, plajda sadece ve sadece saksı gibi yatmadıysam, bugün dalabiliyorsam, su kayağı yapabiliyorsam, 34 yaşımda bile surf öğrenenmeye başlayabiliyorsam hep onların ön ayak olmaları sayesindedir.

Evet… tek çocuk sahibi olmayı hiçbir zaman düşünmedim. – şanslıyım Cenk de aynı fikirdeydi – Ancak yetişkin gözümdeki kardeşli olmanın değerinin, çocukluğumdaki çelişkili duygularımı hatırlamamı baskılamasına da izin vermedim. Velhasıl, küçük bir çocuk olmak zaten yeteri kadar zorken kardeşli bir çocuk olmak işi daha da zorlaştırabiliyor. Kendim küçük bir çocukken büyük abla olmanın nasıl ağır geldiğini unutmadım. Hatırlıyorum; sık sık Annneeah, babaaah bunlar benim sözümü hiç dinlemiyor diye yırtınıyordum… Hiç bir zaman kardeşlerim kadar kuduramıyordum, ablaydım, ağırbaşlı olmalıydım – hayatım boyunca hiç sarhoş olmamış, hiç ipleri koparmamış olmamın kaynağı da belki bu olabilir 🙂

Biz Mira’ya özellikle…

  • Kardeşin olmasını istermisin? gibi bir soruyu hiç sormadık. – nasıl Mira’yı sadece ben ve eşim istediğimiz için yaptıysak, ikinci çocuğu da zaten biz istediğimiz için yapıyorduk… istemem dese yapmayacakmıydık sanki… kardeş ortada yokken de bir gün senin de kardeşin olacak diyorduk, aynen kendimize bir gün iki çocuklu olacağız dediğimiz gibi…
  • Kendimiz sormadığımız gibi elimizden geldiğince de kardeşin olunca onu sevecekmisin? gibi ona bir şey ifade etmeyecek sorular ile muhattap olmasını engellemeye çalıştık. – Yaş itibarı ile duygularını uç noktalarda yaşayan, annesini çok çok çok sevdiğini söylerken, 3 dakika sonra ben seni artık hiç sevmiyorum başka bir annem olmasını istiyorum diye yaygara kopartan bir bücüre, kardeş gibi soyut bir fikri sevgi gibi kontrol edemediği bir duygu üzerinden yorumlatmaktan kaçındık.
  • Kardeş fikrini, birlikte oynayıp, çok eğleceksiniz hayalleri ile dolu kristal bir vazoda sunmamaya çalıştık. Gerçek bir bebek ile karşılaştığında kristal vazo tuzla buz olabilirdi… – Bebeğin doğduğunda saksı gibi yatmaktan başka becerisinin olmadığını, üstüne çok ilgi ve bakıma ihtiyaç duyacağını ve yavaş yavaş çok yavaş büyüyeceğini – çocuklukta zaman biz yetişkinlere göre çok daha yavaş akıyor – büyüdükçe birlikte oynamanın daha eğlenceli olacağını anlattık.
  • Bebeklerin gerçekten neye benzediğini gerek yardımcımız Hatice’nin kızı Elif’ten, gerekse yuvadaki 4-12 ay bebek sınıfından çok iyi biliyordu. Biz kardeşi olacak bebeğin diğer bebeklerden farkını üzerine çalıştık. Gelecek bebeğin annesi ve babası da biz olacaktık… Bu çok önemli bir farktı…
  • Elimizin altındaki abla adayı bir kitap kurdu olunca, en çok kitaplardan faydalandık. – kardeşli hayata dair olumsuz duygulardansa, olumlular üzerine odaklananları tercih ettik; ineğin aklına karpuz kabuğu sokmaya gerek yoktu… bir de bebekler hakkında bilgi veren – anne karnında büyürler, ilk doğduklarında çok küçüklerdir, ağlarlar, kaka yaparlar, meme emerler, vs. vs. şeklinde somut içerikli kitapları elimize aldık. Kitap seçim işi çok kolay olmadı, piyasadaki kardeş temalı kitapların hemen hepsine göz atmak durumunda kaldık, ne yazık ki en güzel kaynakları yine ingilizce kitaplar arasından bulduk. Kitapların detaylarını ayrı bir yazı ile vereyim…

Şimdi iki çocuklu hayatta 3. haftayı tamamladık. Oğlumuz sürpriz gelişi üzerine, neyseki Mira’nın tepkileri çok sürpriz değildi. Kendi evimizde olmamamız ve ilk günlerde Cenk’in yanımızda olmamasından etkilenmemesini beklemek mümkün değildi. Ancak, Mira’nın çenesinin biraz fazla açık olmasından kaynaklı, zaman zaman kendisinin henüz 3 yaşında olduğunu unuttuğumuz için ilk bir kaç günde elektriği göz göre biraz yükselttik. İlerisi için kayıt altına almak istediğim iki vukuatımız var…

Birincisi;
Hastaneden geldiğimiz ilk akşam, Ada’yı emzirirken Mira’dan telefonumu vermesini istedim. Mira da telefonu aldı bana doğru attı, telefon Ada’nın üzerinden sekti. Ada ağlamaya başladı. Benim biraz dikkat etmeliydin dememle Mira da koroya katıldı. Ağlarken söyledikleri; lohusa halime çok dokundu…
– keşke hiç kardeşim olmasaydı…
– niye öyle diyorsun şimdi Mira’cım ?
– o zaman telefon ona hiç çarpmazdı. ben de onu hiç ağlatmamış olurdum.
Büyük çocuğun küçüğüne zarar vermesinden korumak aslında büyük çocuğu da suçluluk duygusundan korumak anlamına geliyormuş ya… aklıma geldikçe ikisi yerine de ağlayasım geliyor.

İkincisi;
Ada’nın 6. gününde Baha ve Özge, Bora’yı yatırdıktan sonra arkadaşlarına bir şey bırakmaya çıkmışlardı. Ada’yı emzirmiş, Mira’yı uyutmaya hazırlanırken Bora can hıraç ağlayarak uyandı. Sakinleştirmek için odasına girdiğimde uykusu gelmiş Mira da peşimden geldi… Hemen ardından da Bora’nın bağırmasına panikleyen annem… Mira içerideyken Bora’yı sakinleştiremeyeceğimi düşündüğü için Mira’yı çıkartmak istedi. Mira da yanımdan ayrılmamakta inat etti. Bora bu sırada iyice ayıldı. Mira da üzerime iyice yapıştı. Uzatmayayım, annem çok stres oldu ama sonuçta 3 yavru da bir şekilde uyudu… Mira’nın uyumadan önce söyledikleri ise beni silkeledi…
– Özge niye gitti annne… şimdi sen Bora’nın da mı annesi olacaksın? Ada’nın annesi de sensin… Bora’nın annesi de sen olursan, benim annem kim olacak? ben annesiz bir abla olmayı hiç istemiyorum...

Bu ikinci olay beni resmen kendime getirdi… Kızım kardeşine karşı çok sevgi dolu. Onu kucağına almaya, öpmeye ve koklamaya bayılıyor. Telefon olayından sonra hareketlerinde de daha dikkatli… Ama bir gün yatıp, ertesi gün kalkıp, kendini başka bir statüde bulup, hayatının bundan sonra hiç eskisi gibi olmayacağını kabul etmek sadece küçük bir çocuk değil kimse için kolay birşey değildir. Abla olmak onun kararı değildi; bizim kararımız, bizim sorumluluğumuzdu. Tabii bu demek değil ki: kendisine adaletsizlik yapılmıştır, telafi için el üstünde tutulmalıdır. Sadece küçük adımlar ile bu süreci tamamlamasına fırsat verilmeli, yanında olmayız. anne-kız veya baba-kız, hergün kısa da olsa abartmadan eskisi gibi biraz vakit geçirmeye özen göstermeliyiz. Zaten yarım saat bile tüm ruh halini – halimizi değiştirmeye yetiyor… Ufak ufak hepberaber kuracağız yeni düzenimizi…

20 thoughts on “Kızım kardeşli bir hayata hazırlanırken…”

  1. Ahh Banu bu ara kafamı en kurcalayan şeyleri yazmışsın..
    Bu sabah konuşuyorduk Arda ile, (ben de genelde kullanılan klişe lafları pek kullanmadım, aklıma bile gelmedi)..Bebekten bahsederken; ilk doğduğunda çok da eğlenceli olmayacak, yatıp duracak, meme emecek, kaka yapacak, ağlayacak ama büyüdükçe senin gibi konuşmaya ve yürümeye başlayınca daha eğlenceli olacak, oyun oynayabileceksiniz vs gibi bir konuşma yaptım..Ne kadarını aldı bilemiyorum ama en azından, oleyy kardeş geliyor ne harika olacak, Arda ya oyun arkadaşı olacak demekten daha doğru geldi…
    azının sonları ve Mira nın lafları da çok etkileyici..Hiç ummadık şeylerden nasıl da etkilenip sonuçlar çıkarabiliyorlar…Sağduyu ve sakinlik anahtar olmalı sanırım..
    Opuyorum kocaman!!

  2. Sevgili Banu;çok tatlılar her ikisine de maşallh.Ve anlıyorum ki 2.çocuğumda da bu adres ,ana adreslerimden olacak ve eminim bu geçiş dönemini de en güzel şekilde atlatacaksınız.Sevgiler

  3. öncelikle t-shirtlere ve fotoğraflara bayıldım,muhteşem!
    2 çocuklu olmak gerçekten çok güzel,bazen bir o kadar da zor ;2 çocuklu annenin sağlam back up ı olması lazım. 15 ay sonrası kesinlikle daha zevkli.ufak tefek kavgaları bile tatlı oluyor…
    Karya biliyorsun hemen hemen kardeşini hiç kıskanmadı ,hiç bir zaman onun yanında kardeşini sevmemezlik ,öpmemezlik etmedik.Belki de bu yüzden kardeşle ilgili her duruma daha çabuk adapte oldu.
    Yoğun ve güzel günler seni bekliyor banucum ,tadını çıkar!

  4. Banucum;
    Ela da çok benzer tepkiler gosteriyor. Ece’yi cok seviyor ve ona laf ettirmiyor. Ama bazen kendini haksızlıga ugramıs gibi hissediyormus gibi davranıyor. Anneyi memeyi paylasmak istemiyor. Ve Ece’ye aldıgımız herseyi kullanmak istiyor. ORta yolu bulmyaya calısıyoruz. Ben artık ustunde durmuyorum. Bebeklerin cok tatlı. Allah onlara sağlık versin. Küçük biraz daha buyudugunde ortalık çok şenleniyor.

  5. Banu selam tisörtler süper. Bayıldım. 🙂

    Benim babam 2.evliligini yaptiginda ben 17 yaındaydım ve babamın esinin kızını ( o zaman 7 yaşındaydı) inanılmaz kıskandım.
    2.oğluma hamile kaldığımda bana herkes hep felaket senaryoları anlattı. “oğlun bebeği çok kıskanacaki sakın yanlız bırakma vs vs. ben de onlara bu süreci son derece kolay atlatacağımızı söyledim. Miniğim doğdugunda büyük oğlum tam 7 yaşındaydı. Elbette kıskandı. Ama tepkileir hep kontrollüydü. HAstanedeki ilk 2 gün zor geçti. Büyük oğlum sürekli yatağa yanıma gelmek istedi. Ben de hiç itiraz etmedim. Kucak kucağa yattık. KArdeşini kucaklamak istediğinde ellerini yıkadıktan sonra kucağına verdik. eve geldiğinde ise karşıma aldım”Kardeşini tek başına kucaklamaya çalışmasının tehlikeli olabileceğini anlattım. O da beni hiç yanıltmadı ve hep korudu kolladı kardeşini. Şu an miniğim 7 aylık. Abisi ondan çokkk çekiyor:)
    Sevgiler,Aslıhan

  6. Ah Banuuu, nasıl güzel bir yazı olmuş.. Ne olur bu tür bilgilendirici yazılarına devam et, kaynaklar göster ki okuyalım bir de iyi kaynak bulmak için zaman kaybımız olmasın, tabir-i caizse hazıra konalım 🙂 Öyle korkuyorum ki Arda2ya yanlış davranmaktan kardeşi geliyorken. Hiç kıskanmaması elbette mümkün değil ama ne şekilde davranmamız gerektiğini öğrenmem lazım…

  7. cok guzel anlatmissin Banu.
    Bilincli anne/baba olmanin cocuklar uzerindeki olumlu etkilerine sahit oluyoruz sayende.
    Bir de sorumluluk almaya ,bezine ,kremlenmesine vs yardim etmeye baslayinca iyice her sey daha da guzel olacak,abla olmanin keyfine varacak Minacik.

  8. ilk fotoğraf muhteşem.. tecrübelerin bize yol gösterecek ışık tutacak inşallah.. allah nazardan korusun ikisinide.. sevgiler

  9. Bence ebeveynler duyarlı oldukça, çocuğa empati yaptıkça kolayca alışıyor büyükler yeni gelen bebeğğe.. bunun için de koca ktaplar devirmeye gerek yok (gene bence)
    Benim taktiğim buydu ve çok işe yaramıştı. Hasarsız atlattık o devreleri.. Sizde durum bizden daha keyifli olacak besbelli.. Hem siz çok duyarlısınız hem Mira duyarlı..

    Sevgiler:)

  10. Canım Banuş,

    Annenle konuştuktan sonra hemen siteni açtım ve gözlerim dolarak sayfalarda gezindim… Sarp Ada hoş gelmiş 🙂 Tatlı bebişimi kim bilir ne zaman görebilirim.. Resimleri olmasa (bir de anneanessine bu kadar benzemese…) Miracığı yolda görsem tanımayacağım..N’apalım kalpler bir olsun… Umarım çok uzamadan görüşürüz.
    Sarp Ada’ya ve ailenize sağlıklı, mutlu, renkli bir yaşam diliyorum. Hepinizi çok çok öpüyorum.
    Sevgiler

    Yasemin

  11. Banu, Ada benim kızımının bebekliğine o kadar benziyor ki anlatamam! Yani herşeyiyle o! İlk fotoğraftan beri hayretteyim. Zaten benim kızımı uzun bir süre her gören erkek sanmıştı 🙂 Neyse işte… Adacık ve elbette Mira’cık Sağlıkla, huzurla, sevgiyle büyüsün ve hep öyle yaşasın inşallah.

    Bu arada Mira ne demek?

  12. banu harika bir yazı olmuş, inan çok şey öğrendim. ve bir de böyle uzun yazılar yazabilmene hayran kaldım diyebilirim. miracım yine çok tatlı, bayılıyorum o küçük ablaya ben

  13. ben kucuk kardes oldugum icin olaya Sarp Ada’nin gozunden bakiyorum galiba.. abla ya da abi su hayatta sahip olup olunabilecek en zevkli sey bence, her hareketini gozlemlemek, o sinir olsa da her hareketini taklit etmek, olur olmaz yerde kizdirmak,baskalarinin garipseyecegi adi sani olmayan uydurma oyunlari beraber oynamak, her yasta her anlamli anlamsiz seye gulmek, senin boyuna yakin birinden ders almaya sinir olmak ve yalniz olmadigini bilmek cok cok degerli bence..
    resimler ve t-shirtlere ayrica bayildim..
    🙂

  14. banucum..
    bu haldeyken bu kadar yazı yazabilmene hayranım…valla henüz iki aylık olmak üzere olan bir yavru varken kardeş konusunda bu kadar gazlayıcı bir yazı okumak çok muhteşem…hepinizi çok öpüyorum…en çok da bilmiş ablayı!!!kolay gelsin:D

  15. Banu öyle güzel yazmışsın ki:) kardeş konusunda aynı sizin gibi düşündük bizde, kardeş meselesi çok zordu ama olmalıydı.
    Kızımı ilk günlerde el üstünde tuttuk hep ama şimdilerde oğlum 2 yaşına geldi ve kızım 1. sınıf ve ben işe dönmüşken acaba değişti mi durum diye sorguladım kendimi yazını okurken. Teşekkürler bu güzel yazı için.

  16. İst.dan dün döndük ve bir haftadır revirde mahsur kalmış gibiyim. Kulaklarım hala tıkalı vs.vs. Beni buraya yorum yazmak kesmeyecek. Bu fotoğraflar üzerine söyleyecek çok şey var:) En iyisi akşam üzeri konuşalım:)

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *