Minik kelebek… Uçmak ne demek !

Sonunda Blogger Türkiye’de yasaklandı. Bu yazıyı devletten gizli gizli yükledim Blogger sayfamıza… Mira’cımı nasıl bir ülkede büyütüyorum ben diye bir kez daha düşünmeden de duramıyorum.

Radikal’den Oral Çalışlar’ın yazdığı gibi…
Bence de bu yasakları genişletmekte fayda var.
– az önce köprüde kaza vardı, otoyolların tümünü kapatsanıza
– bol kepçe lokantasında biri zehirlenmiş restoranları kapatsanıza
– akp’li bir bakan yolsuzluk yapmış akp’yi kapatsanıza
– milli takım yenilmiş, ülkede futbolu yasaklasanıza
– hızlı tren kaza yapmış demir yollarını kapatsanıza
Bu nasıl bir akıldan çıkma, ne büyük bir saçmalığın ürünüdür. Bu keyfe kederlik, bu yasakçılık nasıl bir korkunun ürünüdür. Allah’ınız sizi bildiği gibi yapsın.

Bu durum aklıma Devekuşu Kabare Tiyatrosunun YASAKLAR‘ından YAYIN YASAĞI isimli bölümü getirdi… Ülkemizde uygulanan yasaklardan ekilenmiyorsanız. Buyrun aşağıda izleyin.

Ben bu yasaklardan etkileniyorum derseniz, buyrun bu siteye bir de buradan bakın. Yok hiçbir şekilde izleme imkanı bulamıyorsanız, özeti aşağıdaki sözlerde…
minik kelebek
miniksin kelebek
dur sakince dur
uçmak ne demek
fazla gezinme
git bir dalda dur
kanat çirpmadan otur

Nezle ile ilk savaşımız

fotoğraflar nezleyi atlattığı gün çekildi… ayaklara dikkat… küçük yogi 🙂

Kızı bayramın güzel havalarda eve tıkılıp kalmasın diyen, hasta kocasının 1 gün bile evde dinlenip iyileşmesine izin vermeyen ve bu yüzden bayram tatilinin son günlerinde kendisi dahil tüm ailenin salya sümük içerisinde kalmasına yol açan anne ne yapar? 8 aylık bebişinin, önce burnundan baloncuklar çıkartmasını, sonra da gece boyunca yarım saatte bir tıkanarak uykusundan uyanmasını görünce vicdan azabıyla can çekişir.

Neyse ki bu sırada sevgili kocası çaydanlığa ıhlamuru koyar, hatta içerisine elma ve limon dilimleri de atar, kaynatır. Evi saran mis gibi ıhlamur kokusu ortamı yumuşatır 🙂 Anne hemen silkelenip kendine gelir. Silahları eline alır ve neredeyse 24 saat içerisinde durumu toparlar…

Deniz suyu ve çeşni olsun diye tek tek ambajlanmış Serum Fizyolojikler… Hiç cimri davranmadık. Gün boyu neredeyse her saat başı Mira’nın burnuna sıktık. Her seferinde çok rahatsız oldu ağladı. İçim gitti ama 1 dakika sonra sustu ve daha rahat nefes almaya başladığı için bende rahatladım.

Otribebe Nazal Aspiratör… Tıkanarak uykusundan uyanan Mira’cımın burnunu, gece boyunca kavga dövüş mavi balon ile temizlemeye çalıştık. Sabaha doğru Mira, değil balonu burnuna yaklaştırmak, mavi balonu görür görmez canhıraç kaçmaya başlamıştı. Bu baloncuklar ile bebeğinin burnunu temizleyebilmeyi başaran birisi var mı merak etmeye başlamıştım ki Parents dergisinde gördüğümüz bir reklam hayatımızı değiştirdi. Görür görmez Ankara’daki bütün eczaneleri taradık sonda Tunalı’da bulduk. İnce bir serum hortumu ucunda basit bir filtre sisteminden oluşuyor. Fiyatı 13YTL. 3 tane başlık çıkıyor kutusundan… Hortumun bir ucunu ağzınıza alıyorsunuz ve bebeğinizin burnuna yaklaştırır yaklaştırmaz hüüp diye tek seferde çekiyorsunuz bebişinizin sümüğünü 🙂

Baby Rubs… Amerika’dan gelirken iki çeşit almıştık. Birinin markası Vicks ama bebekler için özel: Baby Vicks… Kokusu büyükler için olan kadar keskin değil. Banyo sonrası, her akşam, göğsüne masaj yaptık.

– güncelleme: bir arkadaşımızın önerisi ile artık Baby Vicks’i göğsü yerine ayak altlarına sürüyor ve çorap giydiriyoruz, daha etkin olduğunu gözlemledik 🙂

Son olarak katı gıdaları minimuma indirip bol bol emzirdim. Zeynep Seda‘nın en sevdiğim Terbiyeli Tavuk Çorbasını yaptım. Ailecek içtik…

Bu ilk nezle savaşımızdaki silahlanma konusunda Pratik Anne’nin şu ve bu yazıları çok yardımcı oldu… Teşekkürler…