Bugün benim doğum günüm…

Şimdilerde anlıyorum ki, benim için olduğundan daha çok beni doğuran için özel bir gün… Biliyorum ki birazdan arayacak ve yine ilk kutlayan o olacak.

İnsan büyüdükçe öğreniyor… Ataol Behramoğlu’nun “Yıllar sonra ögrendim ki…” diye başlayan şiiri düştü posta kutuma bir dosttan… Kendi muhasebemi yaptım…
——————————————————————
Yıllar sonra öğrendim ki…
Ögrendim ki…
Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız.
Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz,
Gerisini karşı tarafa bırakırsınız.

Ögrendim ki…
Güveni geliştirmek yıllar alıyor,
Yıkmak bir dakika.

Ögrendim ki…
İnsanların başına ne geldiği değil
O durumda ne yaptıkları önemli.

Ögrendim ki…
Olmak istediğim insan olabilmem
Çok vakit aliyor.

Ögrendim ki…
‘Bittim’ dediğin andan itibaren
Pilinin bitmesine daha cok var.

Ögrendim ki…
Sen tepkilerini kontrol edemezsen
Tepkilerin hayatını kontrol eder.

Ögrendim ki…
Kahraman dediğimiz insanlar
Bir sey yapılması gerektiğinde
Yapılması gerekeni
Şartlar ne olursa olsun yapanlar.

Ögrendim ki…
Affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor.

Ögrendim ki…
Anlatmak ve yazmak ruhu rahatlatır.

Ögrendim ki…
Tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla ilgisi yok,
Ne tür deneyimler yasadığınızla var.

Ögrendim ki…
Bazen başkalarını affetmek yetmiyor.
Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.

Ögrendim ki…
Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın
Dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.

Ögrendim ki…
Şartlar ve olaylar,
Kim olduğumuzu etkilemiş olabilir.
Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.
——————————————————————
Aslında daha uzun bir şiir bu ama benim daha öğreneceğim çok sey var… o yüzden bu kadarı yer alabildi burada…

Yeni yılınız kutlu olsun…

Güle güle git… 2008 🙂

Tüm sıkıntı ve zorluklarına rağmen Mira’mızın bize katılmasıyla unutulmayacak yıllar arasına girdin. Hafızamda Mira’cım kadar temiz ve güzel kalmanı istiyorum. Senden şikayetçi olmam mümkün değil…

Hoşgeldin… 2009 🙂

Hepimiz için bir önceki yıldan daha sağlıklı, daha mutlu, daha huzurlu, daha başarılı, daha kazançlı, daha neşeli, daha kolay, daha sakin, daha güzel olmanı diliyorum…

Mira’nın dayısı geldi :)

… hatta ben iki satır yazana kadar neredeyse gidecekler 🙂

Kardeşim Baha ve eşi Özge tatile geldiler taaa Amerika’lardan… Çok özlemiştik iyi oldu gelmeleri 🙂

Yer; Baha ve Özge’nin edi büdü yaşadıkları evleri… geçen sene bu aralar… önce küçük kardeşimiz Süha masterının son dönemini tamamlamak üzere yanlarına yerleşir… ardından ben karnıburnunda olarak eklenirim… benim peşime Cenk ve annem takılır… ve sonunda Mira’cım da bizlere katılır 😀 Ne curcuna yaşattık evlerinde bir bilseniz… Zor bir şey, sakin sessiz yaşamaya alıştıktan sonra evde uzun süreli misafir kabul etmek ama gık bile demedi, şekerler… Sayelerinde lohusa cinleri bile yanıma yaklaşamadı… çok güzel günlerdi 🙂 İşte bugünlerde de o günler kadar güzel anılar depolamaya çalışıyoruz…

Yukarıdaki resimde gördüğünüz uzaylıyı geçen sene bu zamanlarda, Mira’cım karnımdayken, Baha ile Özge’nin evinde örmüştüm. Hamileliğin son aylarında tam hacıyatmaza dönüşünce… durup durup kendimi hep online alışveriş sitelerini gezerken bulunca… çocuklar ve bebekler için satılan tasarım ürünlerden ve fiyatlarından gözlerimi alamayınca… aldım elime bir tığ ve bir yumak ip… Garip görünüşlü modern oyuncaklar moda diye… ben de dedim; bir uzaylı öreyim. Hem daha acayip bir şey çıkarsa da, neye benzerdiğine ilişkin bir açıklama yapmama gerek kalmayacaktır diye düşündüm. Ne yapıyorsun diyenlere de uzaylı dedim geçtim… Baha ile Özge burada olunca, o günler geldi aklıma… Uzaylımızı da görün istedim.

Örgü oyuncaklar konusuda gaza gelir, örerim derseniz buyrun buraya, buraya ve buraya bakın… Yok bunlar deli işi bana göre değil derseniz durmayın Hamarat Anne‘den bebeğiniz için bir şeyler isteyin…

İyi Bayramlar…

Bayramda herzaman ki gibi Ankara’dayız… Ama bu sefer uzaklardan kuzenler, arkadaşlar, bebişleri gelecekler. Hatta aynı şehirde yaşayıp bir türlü görüşemediklerimizle de sözleştik, bu bayram kavuşacağız birbirimize… Hepimizin çok ihtiyacı vardı, bu bayram tatiline…
Bayram gibi bir bayram geçireceğiz 🙂 Darısı herkese…

Bu kız kime benzemiş?

Mira’cım 4 aylık… Uçağa binmek için güvenlik kontrolünden geçiyoruz. Polis memuru, yardımcı olmak için Mira’yı kenardan arabası ile alıp, bir bayan memura emanet ediyor. Ben de aynı anda güvenlikten geçip, Mira’mın yanına yaklaşıyorum.
Kızımın başında agudu gugudu yapan polis memuresine “Alabilir miyim?” diyorum.
“Annesi şimdi gelir” diyor.
“Benim annesi…” diyorum.
“Siz misiniz? ama hiç benzemiyor… zaten bu kız çok güzel…” diyor.
“Biliyorum ben doğurdum” diyor yoluma hemen devam ediyorum.
Babası peşimden güle güle “bana benzemiş ondan güzel…” diyerek geliyor.

Şu bir gerçek Mira’cım hepimizden çok güzel… Maşallah! Gözleri anneanne – babaanne tarafından… Boyu da babasından… Ama annemin özenle sakladığı benim bebeklik tulumumu Mira’cıma giydirince, bana da çok benzediği anlaşılıyor. Yukarıdaki fotoğrafları olup olmadık yerlerde “kızınız size hiç benzemiyor” diyerek beni uyuz eden yabancılara ithaf ediyorum.