Archive

Author Archive

B.E.Ö. Doğadaki Dönüşüm - Fasulye Çadırı

Temmuz 29th, 2010 banu 18 comments

Bahçeye Mira için bir oyun evi yapma fikrimiz hep vardı. Bu sene en kolayından küçük bir kızılderili çadırı ile işe başladık. Çadırımızın sopalarını hazırladığımız noktada ise Artful Parent‘tan aldığımız ani ilham ile çadırı kumaş yerine fasulye ile kaplamaya karar verdik. Mira fasulyelerini dikti… suladı… topraktan çıkışlarını izledi… yavaş yavaş büyümesine şahit oldu… Sonunda içine girip oturabileceği küçük bir çadırı oldu.

Read more…

Çeşme Yarımadası Notları

Temmuz 28th, 2010 banu 5 comments

Başlamadıkça sonunu getiremeyeceğim…

Tatil öncesi, özellikle kongredeyken Mira’nın beni gördüğü anda ne dediği anlaşılmayan mızırdak bir hale dönüşmesi, üstüme ahtapot misali yapışması, olup olmadık heryerde - birazcık memememememememememe - tonunda bozuk plak gibi takılması sonucu dellenmiştim. Kararlıydım, bu emzirme işini bırakacaktım, tatil iyi bir fırsat olacaktı falan derken… Tatil başka şeylere fırsat yarattı…

Cenk’in kız kardeşi Ceren’nin yanımızda olması herşeyden önce benim kendime gelmemi sağladı. Mira Ceren’ni akranı ilan ettiğinden, peşinden ayrılmadı. Çılgınca eğlendi. Benden başka kimse ile paylaşmadığı kaka yapma seanslarında bile halasını istedi yanında… - 2 yaş çocuğunun kakası pek kıymetlidir :) - Ben de tüm alıcılarımı kapattım, dinlendim, silkelendim, kendime geldim. Hatta hızımı alamadım, sörf öğrenmeye başladım. Kazma becerisinde olsam da inat ettim. Yorgunluğumu orama burama indirdiğim sörf direğininin acısı ile unuttum. - manyak mıyım neyim? - Ben rüzgar ile boğuşurken yanıbaşımdaki 6-7 yaş çocukların bize göre nasıl farklı ve kolay öğrendiklerini gördükçe, çocuk olmanın gücüne hayran kaldım, sanki Mira’yı öğrenirken izliyormuşcasına mutlu oldum.

Read more…

Alaçatı

Temmuz 19th, 2010 banu 2 comments

Tatilde Çeşme yarımadasını mesken edindik. İlk planımız 4 gün burada kalıp, yollara düşmekti ama düşmedik. Alaçatı’da takıldık, kaldık… Burası gün geçtikçe popülerleşse de kimliğini kaybetmeyecek. Bir turizmci olarak böyle düşlüyorum. Örnek olsun diye… Nedim Attila güzelce özetlemiş… Aynen alıntılıyorum.

Sakız ve lavanta kokan serin ve eski taş evlerin korunduğu şirin bir kasabadır öncelikle burası. Alaçatı’da bulunduğunuz mekanlar da eski birer taş evden başka bir şey değildir zaten. Alaçatı ‘Küçük güzeldir’ diyenlerin, rüzgarın her çeşidini bilenlerin, sakız ağaçlarını sevenlerin yeridir… Toprağında zeytinin ve üzümün en bereketlisi, anasonun en güzeli, bademin en lezzetlisi, armudun en kokulusu, lavantanın en moru yetişir.

Read more…

Trik Trak Trik Trak

Temmuz 16th, 2010 banu 15 comments

Haziran ayı boyunca çok çalışmak zorundaydım… Burnumun ucunu görecek halim kalmadı. Mira’cım kapanın elinde kaldı. Bunun için vicdan azabı çekemeyecek kadar da yorgundum.

Bu dönemde… Mira’yı manyakça severek şımartan babaannesi, halaları, dayısı, amcası ve onların arkadaşları, bakıcı ablası Hatice, komşu kızlarımız Elif, Zeynep ve mahallenin çocukları, hatta köpekleri ve kedileri için şükrettim. En az 2 saat rötarla, Mira’yı can hıraç yuvadan almaya çalışırken telefon açıp - Mira dinleneceğim deyip uyudu, acele etmeyin, hatta öğleden sonra tiyatroya-doğumgününe-ona-buna-şuna kalsın - şeklindeki vicdanımı rahatlatıcı önerileri tam zamanında sunan Binbirçiçek kaptanları Selin ve Hilal’e şükranlarımını sundum. Herşeyden öte k..mı toplama işini tam performans üstlenen Cenk ile gurur duydum. Hiç bir şeye mudahil olabilecek veya müdahale edebilecek halim olmayınca, dünyanın benim iteklemelerim olmadan da döndüğünü tamamen kabul ettim. Hatta bu duruma öyle alıştım ki, gelen tüm önerilere son derece konformist bir yaklaşım ile bakmaktayım.

Read more…

Categories: günce Tags: ,

Bak arı ne yapmış :))

Haziran 2nd, 2010 banu 13 comments

Son bir kaç haftadır, Mira ara ara gece 3′te cin gibi kalkıyor, sabah 5′e kadar coştukça coşuyor. Oyunlar kuruyor… Şarkılar uyduruyor… - hem de Türkçe, İngilizce, Miraca olmak üzere 3 ayrı dilde - Hani makul bir saatte bu coşku ile karşılaşsak, verebileceğimiz tepkiler çok farklı olabilir ama o saatte çoğu zaman kendimizi ağlamakla gülmek arasında bir tonla uyuması için yalvarırken buluyoruz :D Yukarıdaki manzara dün gece - sabaha karşı kalkışı değil ama gece yatmadan hemen önceki halimiz - kalkınca da kaldığı yerden devam ediyor… olay filmin sonunda kopuyor :D

Categories: günce, videolar Tags: , ,

Yavrusunun büyümesine adapte olamayan anne sendromu

Mayıs 29th, 2010 banu 16 comments

- yok ! yok ! yok ! havuçlu değil ! ben onu sevmiyoum. çikolatalı istiyom. ben biliyom, sen çikolatalı sevmiyon ama ben seviyoum ! çikolatalı üçgen pastadan yemek istiyom. havuçlu yemicem.

Dün sabah Mira’dan duyduğum bu cümle ile dondum kaldım, silkelendim, kendime geldim. Olay anında, kahvaltı yaptığımız pastanede omlet sonrası (!) yiyeceği pastayı seçiyordu(m) ve sabah sabah omleti es geçip sadece çikolatalı mozaik pasta yemesini kendime yediremeyeceğimden, havuçlu keki tavşanlar gibi yersin diye yutturmaya çalışıyordum. Karşımdaki henüz 2,5 yaşında bile olmayan, halen emerek uyuyan, tam şahsına münhasır bir cüce ve ben bu detayları unutuyorum. Üstelik o benim çikolatalı pasta sevmediğimi atlamayacak kadar dikkatliyken, ben onun çikolatalı pastaları çok sevdiğini göz ardı edecek kadar avanağım. Read more…

Bora’mız doğdu - hatta bir haftalık oldu :)

Mayıs 25th, 2010 banu 21 comments

Bora’mız neredeyse 10 günlük bir rötarla, annesini Amerika’da, bizi de burada dokuz doğurttuktan sonra 19 Mayıs 2010′da saat 9:48′de aramıza katıldı. İlk defa Özge anne, Baha baba, annem babaanne, Suha amca, Mira kuzen, ben hala oldum. Cenk ise daha bir enişte (!) oldu. Ailemiz daha da büyüdü, daha da bir şenlendi. Bora aramıza çok hoş geldi :)
Read more…

Categories: günce Tags:

Bahartesi

Mayıs 21st, 2010 banu 19 comments

Baharın etkisi: aklımda kırk tane tilki ve müthiş bir enerji… Hepsi için zamanım yok. Biraz daha yetebilmeyi -  hele biraz daha yazabilmeyi - isterdim ama yetemediğime de hiç üzmüyorum kendimi… işte bu ilginç… şimdiye kadar her şey eksik gedik kalıyor diye kendi kendimi yemeye başlamış olmam gerekirdi ama yemiyorum işte :) Zaman yaratmak için önce kendime zaman vermem lazım, hissediyorum ve büyüyorum. İşte işler yoğunlaşırken, evde işler yavaş yavaş yoluna girmeye başladı. Bu günlerde kendimize has bir düzen oturttuk ki bu çok hoşuma gidiyor. Bahar bitiyor, yaz gelmeden önce not düşülmeli bu günler…

Read more…

Categories: günce Tags: ,