Yine önemli bir dönüm noktasındayız… Başını kontrol ediyor, dönebiliyor, oturuyor, yuvarlanıyor, emekliyor, sıralıyor derken Mira’cım bu aralar yanlız adımlamaya da başladı. Ama çoğu zaman kendini garantiye alıyor ve emeklemeyi tercih ediyor. Ne de olsa yürürken acemi ama emeklerken tam bir profesyonel…
Bu gelişim mucizesi karşısında bir yanım sevince boğulurken, diğer yanım pek bir hüzünleniyor. Bebeğimizin bir an önce büyümesini - bağımsız olmasını istiyorum. Ama bir yanım da hala bencil, söz dinletemiyorum… Keşke arada zamanı ileri geri sarabilmenin bir yolu olsa Özlediğimiz anlara istediğimiz zaman tekrar dönebilsek… Bu mümkün değil ama geçen günleri kayıt altına almalı… İşte bunu biraz olsun yapabildiğim için mutluyum.
Pazar günü Sibel’in Emre Alp’inin 1. doğum günü kutlamasına katıldık… Ortak dostlarımız ile bir araya geldik. Herşey çok güzeldi. Sibel’i tüm telaş ve sıkıntılarından sıyrılıp, harika bir gün hazırladığı için kutlamak lazım…
Mira’cım haftalardır midesini bulandırıncaya kadar eli ağzına sokup dolaşıyordu. Yine bu Pazar günü ise derdinin üstteki iki ön dişinin çıkmasından kaynaklı olduğunu farkettik. 4 Ocak tarihi itibarı ile toplam 4 incisi oldu
Sevgili arkadaşlarım Ufuk ve Özlem kardeşler doğum günüm şerefine sürpriz bir pasta göndermişler. Siparişi verirken beni ve Mira’yı iyice anlatmışlar. Pasta direk benim ofise gelince pastanın son halini görememişler. Gördüğüm en sevimli pastalardan biri olduğu için burada yer alsın… böylece Özlem ile Ufuk’da görsün…
Bugün sabah 5 sularında kardeşlerim Amerika’ya döndüler ve bende son haftayı bir değerlendirme fırsatı buldum…
Yılbaşından hemen önce bebişlerimiz Selin, Mira, Arda, Çınar ve Yiğit yeniden buluştu. Buluşma hafta içi olduğu için, benim ofisten gelmem biraz zor oldu… Uzayan toplantıdan, benim başka bir toplantım daha var diye kaçtım ve gecikme ile de olsa sevgili Burcu ve sarı şekeri Arda’nın evlerine varabildik. İlk buluşmadan bu yana 1,5 ay geçti… Geçen buluşmamızda birbirlenin pek farkında değillerken, bu sefer birbirlerinin elinden oyuncakları kaparak, kapılan oyuncakların peşinden ağlayarak, hatta birbirlerinin üsünde başındakileri çekiştirerek iletişim kurdular. Çınar’ın annesi Sermin yine harika oyunlar ve şarkılar ile bizimkileri büyüledi… Bir daha ki buluşmayı daha yakın bir zamanda yapmak şart… Fotoğraf makinam evde kaldığı için cep telefonu ile yakaladığım kareler aşağıda
Yılbaşı günü, burnumun kenarında görünürde belli olmayan ama tüm gözlüklerimin eğri durmasına neden olan benimi estetik bir operasyon ile aldırdım. Doktorumun “emin misin bugün bu işi yapmak istediğine” diye ısrarlı yaklaşımına karşı son 2 yıldır ötelediğim bu işin 2008 ile birlikte aklımdan ve burnumdan çıkıp gitmesini istedim… Akşam ise 6 yıl sonra ilk defa tüm ailem bir arada bir fotoğrafımız oldu. Kardeşlerimin dünyanın öteki ucunda olması ve babamın rahatsızlığı göz önüne alınınca bir daha ne zaman böyle bir kare daha yakalayabiliriz bilmiyorum. Gelecek için hayıflanmayı bırakıp anının tadını çıkartalım… İşte itimiz ve kopuğumuz ile ailemiz bir arada
Tüm sıkıntı ve zorluklarına rağmen Mira’mızın bize katılmasıyla unutulmayacak yıllar arasına girdin. Hafızamda Mira’cım kadar temiz ve güzel kalmanı istiyorum. Senden şikayetçi olmam mümkün değil…
Hoşgeldin… 2009
Hepimiz için bir önceki yıldan daha sağlıklı, daha mutlu, daha huzurlu, daha başarılı, daha kazançlı, daha neşeli, daha kolay, daha sakin, daha güzel olmanı diliyorum…
Geçtiğimiz hafta yaşadığımız sevimsiz hikayemiz bitmeden ve sebebinden de emin olmadan yazmak istememiştim. Çok şükür bitti de yazıyorum…
Bayramdan sonraki Cuma günü Mira’cım önce çok huzursuzlanmaya başladı ve ardından ateşi yükseldi. 38°C’i geçtiğini gördüğümüzde - diş çıkartmasından kaynaklı olabileceği düşünerek - ilk önce Motrin verdik. Yaklaşık 2 saat sonra yeniden yükseldiğini görünce bu sefer Calpol ile müdahale ettik. Baktık olmuyor, ılık bir duşa soktuk. En nihayetinde gece 02:30′da ateşi 39.50°C’ye çıkınca soluğu Mesa Hastanesi Acil’de aldık.