Gittik geldik hatta Oslo yolları bile gözüktü ufukta… Ama hala anlatamamıştım Portekiz ve İspanya günlerimizi… En sonunda çektiğimiz fotoğrafları da topladım. Başlayabilirim anlatmaya…
Uçuşumuz sabah 6′da olunca, evden 3:30 gibi çıkmamız gerekiyordu. Bunun için Mira’cıma geceden yol pijamalarını giydirdim ve yatırdım. Maksat uykusunu bölmeden yola çıkabilmekti… Tabi benim ince planlar her zaman ki gibi işlemedi Mira hemen peşimiz sıra uyanıp, pıtır pıtır yanımıza geldi… Havaalanı yolu boyunca ve uçağa binene kadar bıcır bıcır anlattı, koşturdu, hiç durmadı…
Mira’cım bahçedeki karahindibalara takmış durumda… Tohumlarını atmak üzere hazır olan hiçbir karahindiba elinden kurtulamıyor. Bahçe adım adım aranıyor, bulunuyor ve sonrası püfff… Ben ise onun püf demeye çalışan haline baygınım bu aralar Bir arada ayılıp bahçeyi toparlasam iyi olacak… Read more…
Mira’cım ile geçirilecek o kadar çok boş vaktim kaldı ki iş seyahatiydi diyebilmem için sadece şahitlerimin sözlerine güveniyorum. Gitmeden önceki stresimi sıkıntılarımı bir süreliğine de olsa bıraktım bir kenara… İyi geldi hayatın kontrolsüz akışına böyle plansız bir ara vermek. Çok işim olacak diye beklerken gezip tozup gelmek… Darısı ihtiyacı olanlara…
Havalar ısındı… Ağaçlar çiçek açtı… Günler daha uzun… Bir de hava aydınlıkken işten çıkıyoruz ya… kıpır kıpır ortalık… Bugün soğuyan havaya, dün ortalığı kasıp kavuran yağmura rağmen içimden bir an önce şıpıdık terlikler ile dolaşmak geçiyor… Bahar resmen gelmiştir.
Bir yanda herşey altüst hayatımızda… Aile, sağlık, iş, para ile ilgili herşey zor, hatta çok zor… Zorlamayan iki şey var birincisi aydınlık havalar, ikincisi de tabi ki Mira’cım… Bu kadarı herşeyi kolaylaştırmaya yetiyor… Daha önce olmayı bilmediğim kadar mutluyum… Öyle ki bazı anları dondurup, hep orada kalmak istiyorum.
Cumartesi günü hava muhteşemdi. Mira’cım ile ben bahçede eşelenirken Cenk daha cazip bir teklif ile aradı… Erken çıkacakmış, kalede dolaşsak dedi… En son ben Mira’ya hamileyken gitmiştik kale civarına, yine bir Cumartesi’ydi, yine hava bu kadar güzeldi… Bir sürü güzel fotoğraf çekmiştim. Yolda Cenk ağzından baklayı çıkarttı. Fotoğraf çekmeden önce… Meşhur Dönerci Köfteci Dursun Usta‘dan döner yiyecekmişiz. Onun için gidiyormuşuz Kale’ye… Şaşırmadım
Bir önceki haftasonu yavaş yavaş bahar geliyor demiş. Sabah erkenden, kentimizin hak ettiğimiz şekilde yönetileceğine dair bir hayalperestlikle oyumuzu kullanmış. Dışarıda güzel bir kahvaltı yapmış ve sonrasında kendimizi parka atmıştık. Seçim vesilesi ile tatil yapan kocam, hadi deyince kapı önüne koşan kızım ile harika bir gün geçirmiştik. Çok güzel de fotoğraflar çekmiştik. Yanlız fotoğrafların olduğu kartı evin içinde şeytan alıp götürüp, bugün geri getirmeye karar verdi… Geç meç farketmez, bu fotoğrafları blogumuza koymazsam çatlardım Read more…
Hatırlıyorum… Yaşım 30′u geçip, çocuk sahibi olmamız fikri aklıma düşmeden çok çok önceleri, ne bebek, ne de çocuklar ile vakit geçiremezdim… Sıkılıyorlarmış gibi gelirdi ama itiraf ediyorum aslında sıkılan bendim. Karşımda gördüğüm sadece benim sıkılgan psikolojimin bir yansımasıydı.
Amazon’dan 4 al 3 öde kampanyası ile hamileyken aldığım kitaplardan biri idi : The 2,000 Best Games and Activities… Sadece 344 sayfada bebeklikten - 8 yaşa kadar aktivitelerin anlatıldığını okuyunca kitabının kapsam ve içeriğinden kuşku duymuştum. Bebeklik dönemine ait fazla bir şey bulamayacağımı, diğer yaşların ise çok yüzeysel geçildiğini düşünmüştüm. Kampanya kapsamında alacak 4. kitabı bulamayınca nasıl olsa bedavaya gelecek diyerek almıştım. Mira aramıza katıldıktan sonra bu kitap hakkındaki fazla ön yargılı yaklaştığımı düşündüm. Şimdiler de ise çok çok önyargılı yaklaşmışım, iyi ki almışım diyorum.
Cümbür cemaat, Çınarişko’nun doğum günü kutlamasındaydık cumartesi günü… Bebiş kadrosunda eksik yoktu. Hala bebişler diyorum ama resmen “0″ numara bıcırık çocuklar oldu bunlar… Mimikler, eller, kollar, ayaklar… durmadan birşeyler anlatıyorlar…
Mira’cım, bir gece önce hepimizin artık sabah 4te kalkması ve oynaması gerektiğine karar verince, öğlen uykusundan erken kaldırmaya kıyamadım. Sonra da pastayı kesmeden yetişelim telaşıyla fotoğraf makinamı evde unuttum. Cepten çıkan kareler bu kadar…