1. YaŞGüNü PaRtiSi
Geçtiğimiz Cumartesi - 14 Şubat’ta - Mira’mızın doğumgününü iki parti ile kutladık… Bu haftayı da fotoğraf albümlerimizi toparlamaya adadım.
Geçtiğimiz Cumartesi - 14 Şubat’ta - Mira’mızın doğumgününü iki parti ile kutladık… Bu haftayı da fotoğraf albümlerimizi toparlamaya adadım.
Geçen sene bugünler de… Mira’mı ilk defa görmüşüm. Koklamışım. Bir melek olsa ancak Mira gibi ışıldayabilirdi demişim.
Hala ilk günlerdeki gibi ışık saçıyor… Şimdi şimdi anlıyorum ki, herzaman da ışıldayacak. Onun bu ışıltısı beni hep herşeyden daha iyi, daha güçlü, daha mutlu, daha anlayışlı, daha sorumlu, daha olgun, daha affedici, daha huzurlu yapacak…
Ortalık acayip bir virüs salgını var. Annemlerin apartmanında 45 dairenin 39u hasta… Önce kardeşim, ardından annem hastalandı. Cenk ile ben acil önlemler ile ayakta atlattık derken… Mira’cımın hafif burnu akmaya başladı. İki gece önce ise ateşi biraz yükseldi. Yine bir nezle atlatıyoruz, daha tecrübeliyiz diye düşündük. Ertesi sabah iyiydi, işe gittim.
Yine önemli bir dönüm noktasındayız… Başını kontrol ediyor, dönebiliyor, oturuyor, yuvarlanıyor, emekliyor, sıralıyor derken Mira’cım bu aralar yanlız adımlamaya da başladı. Ama çoğu zaman kendini garantiye alıyor ve emeklemeyi tercih ediyor. Ne de olsa yürürken acemi ama emeklerken tam bir profesyonel…
Avusturya’ya gitmeden önce Mira’nın doktor kontrolü vardı. Hastaneden çıkarken 5 günlük mini minicik bir kız bebek - Özüm - ile burun buruna geldik. Annesi Mira’ya, ben Özüm’e bakakaldık. Özüm’ü görünce, geçen bir yılın hızını bir kere daha farkettim. Her anının çok güzel olduğunu, göz açıp kapayıncaya kadar geçtiğini söyledim. Keşke arada dönüp tekrar yaşama şansımız olsa dedim. Bana da aynı şeyi söylemişlerdi ama o zaman o kadar uzak gelmişti ki bebeğim 1 yaşında demek… Özüm’ün annesine de öyle geldi biliyorum.
Bugün hala “yeni bebeğim oldu” diye hissetsem de… Hatta hala sağda solda ağzımdan “yeni bebeğim oldu benim” diye cümleler dökülse de… Mira’cım 1. yaşını bitirmek üzere ve birinci yaşını nasıl kutlayacağımıza dair düşünceler aklımda dolanmakta. Döner dönmez, seyahat notlarından önce, birinci yaşgünü organizasyonu ile ilgili notlarımı topladım. Böylece hem aklımı topladım, hem de küçük bir iş planı da ortaya çıkmış oldu.
Yarın sabah 5′te yine düşüyoruz yollara… İlk durak Zurih üzerinden Avusturya - St.Christoph… Oradan da Viyana yolcusuyuz… 1 hafta yokuz…
Bilenler biliyor… (bilmeyenler buyrun bakın) Mira ile seyahat konusunda çok tecrübeliyiz. Daha miniminacık bebekken bile az uz yol yapmadık. Ancak şu ara Mira’cım toddler ile tırtıl arası bir dönem yaşadığından olsa gerek… Biraz tedirginim. Özellikle St.Christoph’da ne yapabilecekleri konusunda… Ben toplantıdayken, babası ile odaya tıkınıp kalmalarını istemiyorum. Ama ne yapabilirler ki bir kayak merkezinde… gidecez görecez… ama var ise bir öneriniz paylaşırsanız seviniriz…
“Mira’cım yemek yemiyor… ben de elimde kaşık kıvranıp duruyorum…” diye pek bir hayıflanıyordum. Eline bir şeyler verip oyalayınca bir iki kaşık yedirebiliyordum. Sonunda o iki kaşığı yesin diye peşinde koşmaktan tamamen yıldım. Mira’da bunu bekliyormuş. 4 elle saldırdı kendi kendini beslemeye… Kaşığı elime alayım veya kaşıkla yiyeyim diye bir hevesi hiç yok.
Tabi özgür ruhlu cadımın yemek yerken etrafının temiz kalabilmesi için masaya yapışan tabak, sandalyesi altına örtü falan fayda etmiyor. Ben de her defasında süpürgeyi çıkartmaya üşendiğim için pis pis oturuyorduk ki annemin yaptığı baskılara dayanamadım. Bir şarjlı süpürge arayışına giriştim. FAKİR’in kedi köpek kılına bile deva olan bir modelini gözüme kestirdim. hepsiburada.com’da indirime girdiğini görünce hemen bir tane sipariş verdim. Artık pirupak oturabileceğiz
Son Yorumlar...